Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
29 sonuçtan 11 ile 20 arası

Dusunce

  1. #11
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    623
    Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler mystery...

    Yalnız unutmamak lazım ki makine mühendisleri ehliyetleri yoksa araba kullanamazlar, ve bu konudaki en büyük uzmanlarda çocuk yetiştirmenin dünynanın en zor işi olduğunu anne baba olmadan anlayamazlar...

    Hangi anne babaya sorarsan sor diyecektir ki çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işidir, eğer aksini düşünen varsa yorumlarınızı merak ediyorum...

  2. #12
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    2.201
    Alıntı yeshu Nickli Üyeden Alıntı
    mystery sen bu alanda eğitim alıyordun galiba. yanılıyor muyum? eğer doğruysam, tam senin konun o zaman!
    evet yeshu abi ben anasınıfı öğretmeniyim..bende az ucundan baktım konu çocuk olmuş hemen bişeyler yollayıp paylaşayım dedim umarım üşenmeyip okunur

  3. #13
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    2.201
    Alıntı yesterday Nickli Üyeden Alıntı
    Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler mystery...

    Yalnız unutmamak lazım ki makine mühendisleri ehliyetleri yoksa araba kullanamazlar, ve bu konudaki en büyük uzmanlarda çocuk yetiştirmenin dünynanın en zor işi olduğunu anne baba olmadan anlayamazlar...

    Hangi anne babaya sorarsan sor diyecektir ki çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işidir, eğer aksini düşünen varsa yorumlarınızı merak ediyorum...
    Bunun aksini tabiki düşünemeyiz yanlız ben şunu düşünüyorum bilinçli bir anne baba olmanın burda çok faydası oluyor ve işide kolaylaştırıyor

    burda aile tiplerinide bilmek gerekiyor ki nerelerde yanlış yapıyoruz yada yapmıyoruz..çok koruyucu kollayıcı herşeye yetebilen bireylerde olmak çocuk ruh sağlığı için zararlı olabiliyor..dediğiniz gibi her mesleğin okulunu nasıl okuyorsak ben kendi şahsıma anne baba olmayıda bilinçli bir şekilde yapmalıyız

    düşünebiliyormusunuz ortalama yaşı 60 civarında olabilecek bir birey yetiştiriyorsunuz 60 yıl boyunca yaşadıgı hayatı siz şekillendiriyorsunuz.bunun vebali çok büyüktür..

    ilginizi çekerse ben bu konuda sizlere yazılar yollarım seve seve

  4. #14
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Yer
    Yerixo
    Mesajlar
    1.946
    ben okudum kardeşim eline şağlık. aslında galiba çocuklu olan bizler ara sıra sana bazı şeyler sorabiliriz.
    Şükr Allaha ki pişiklerin qənətləri yox... Olsa idi, göydə göyərçin qalmazdı... Allah kimə qənət verəcəyini bilir!

  5. #15
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    623
    Lütfen yollamaya devam et çünkü insanız ve çocuklara karşı zayıfız en azından ben böyleyim mutlaka sık sık bu konularda bilgimizi tazelememiz güncellememiz farkındalık düzeyimizi artırmamız lazım...
    İnsan hayatının kişiliğinin şekillenmesinde en önemli dönemin yanılmıyorsam ilk altı yıl olduğunu okumuştum bir yerde ve bu anlamda çocuk yetiştiren herkes büyük sorumluluk taşıyor ve bu günün dünyası öyle büyük tehlikelerler dolu ki insan kaygılanmadan edemiyor...
    Bide şu çocuğa otorite konusunu hiç beceremediğimi itiraf ediyorum. Ona kızdığım zaman gözlerimin içine bakarak öyle bir gülümsüyor ki kızdığımı unutuyorum, daha doğrusu kızamıyorum... Yüksek sesle konuştuğumda da ağlıyor dayanamıyorum ve tıpkı 'bunu bana nasıl yaparsın' der gibi bakıyor... Ama sanırım şimdi şimdi geçen yıla göre çok daha iyi ve söylenenleri sebepleri sonuçları hepsini anlıyor ama bir kötü huyu var işte babası gibi denemeden durmuyor...

  6. #16
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    2.201
    Alıntı yesterday Nickli Üyeden Alıntı
    Lütfen yollamaya devam et çünkü insanız ve çocuklara karşı zayıfız en azından ben böyleyim mutlaka sık sık bu konularda bilgimizi tazelememiz güncellememiz farkındalık düzeyimizi artırmamız lazım...
    İnsan hayatının kişiliğinin şekillenmesinde en önemli dönemin yanılmıyorsam ilk altı yıl olduğunu okumuştum bir yerde ve bu anlamda çocuk yetiştiren herkes büyük sorumluluk taşıyor ve bu günün dünyası öyle büyük tehlikelerler dolu ki insan kaygılanmadan edemiyor...
    Bide şu çocuğa otorite konusunu hiç beceremediğimi itiraf ediyorum. Ona kızdığım zaman gözlerimin içine bakarak öyle bir gülümsüyor ki kızdığımı unutuyorum, daha doğrusu kızamıyorum... Yüksek sesle konuştuğumda da ağlıyor dayanamıyorum ve tıpkı 'bunu bana nasıl yaparsın' der gibi bakıyor... Ama sanırım şimdi şimdi geçen yıla göre çok daha iyi ve söylenenleri sebepleri sonuçları hepsini anlıyor ama bir kötü huyu var işte babası gibi denemeden durmuyor...


    --------------------------------------------------------------------------------

    Çocuklar hayatımızda karşımıza çıkabilecek en akıllı varlıklardır.bunu hiç göz ardı etmemeliyiz bence..
    buna istinaden hem size fikir olsun diye size aile modelleri ve bunun çocuklar üzerindeki etkilerini anlatan yazı örneği veriyorum
    bazen dogru oldugunu düşündüğümüz şeylerin aslında ne kadarda yanlış olabildiğinide görmüş oluruz bu sayede

    Çocuk eğitiminde 4 tip anne-baba olduğu söylenebilir. Bu yöntemleri inceleyerek hangi grupta yer aldığınızı ve bunların iyi ve kötü yanlarını görebilirsiniz.

    Özgürlükçü anne-babalar
    Bu tarz yaklaşım, özellikle de savaşın gaddarlığına bir tepki gibiydi ve 40 yıl önce oldukça popülerdi. Özgürlükçü anne-babalar çocuklarına sevgiyle yaklaşsalar da, genellikle konulması gereken sınırları, kuralları koymazlar.

    Çocukların uygun olmayan davranışları çoğu zaman görmezden gelinir. Bu şekilde yetiştirilen çocukların genelde yaratıcı ve orijinal oldukları gözlemlenir. Ancak ortama uymakta zorlanır, dürtülerini denetlemede ve sorumluluk kabul etmede isteksiz davranırlar.

    Açık ve net sınırlar olmaksızın çocuğun aklı karışır, kendini güvensiz hissedebilir ve yanlış kararlar alır.

    Otoriter anne-babalar
    Otoriter ebeveynler itaate değer verirler. Onlara göre hayatın nasıl yaşanacağı kurallarla kontrol edilir, her şey önceden şekillendirilir. Çocuk, kendini nasıl yöneteceğini öğrendiğinden değil, ama cezadan korktuğu için itaat etmeyi öğrenir. Bu tarz, günümüz toplum yapısına aykırıdır. Çünkü artık yeniliklere ve seçme hakkına değer verilmektedir.

    Bedensel cezalar, çocukta problemlerin şiddetle çözümlenmesi gerektiğine dair bir kanı uyandırdığından, gene günümüz anlayışıyla bağdaşmaz. Sürekli emir almayı kabullenir şekilde yetiştirilen çocuk, istediği herkese kolayca öykünür ve etkinliklerde asla inisiyatifi eline almaz.

    Pasif anne-babalar
    Bu tip anne-babaların beklentisi azdır ve buna bağlı olarak verdikleri tepki de minimum olacaktır. Çocukla ters düşmemek için kural koymazlar. Çocuğun kendi başına büyümesine izin verdiklerini düşünürler. Buna karşılık çocuksa, anne-babasının ilgisiz olduğuna inanır. Bu tür ailelerin çocukları genellikle sosyalleşme yeteneklerini geliştiremediklerinden, ya çekingen, ya sinir bozucu veya egoist olurlar ve çoğu zaman da kendi güvenden yoksun kalırlar.

    İlgili ve demokratik anne-babalar
    Bu gruba giren ebeveynler, çocuklarına kayıtsız şartsız bir sevgi sunarlar. Ancak bunu yaparken uyması gereken birtakım kurallar belirlemeyi de ihmal etmezler. Çocuğun sorumluluk alması eğitimin öncelikleri arasındadır. Bu nedenle de çocuğa seçim yapması sağlanan pek çok fırsat sunulur ve yaptığı seçimlerin sonuçlarını yaşarken de ihtiyacı olan rehberlik verilir. Bu yöntem, günümüzün hızlı yaşantısı için en uygun yöntemdir. Bunun nedeni, artık seçeneklerin sınırsız olması ve bir şeyi yapmak için doğru olan birden fazla yöntemin olmasıdır. Bu şekilde eğitilen çocuk, sorumluluk duygusu geliştirir, daha akıllıca seçimler yapar, değişikliklere ayak uydurur ve kendine güveni oluşur.

  7. #17
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    2.201
    Çocuk ve Korku

    Çocuk yaşta ortaya çıkan korkuları düşündüğümüz zaman, genellikle hepimizin kafasında başka şeyler oluşur. İlk aklımıza gelenler arasında okul korkusu, karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, anneden ayrılma korkusu, yabancı korkusu bulunur. Bu listeyi tabii ki daha da uzatmak mümkündür.
    Öncelikle belirtmek gerekir ki, korku normal gelişimin bir parçasıdır ve kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur, öyle ki araştırmalar, çocukların yüzde 90’ında gelişimlerinin bir döneminde herhangi bir şeyden korktuklarını göstermektedir. Bu nedenle çocuklardan kayıtsız, şartsız korkusuz olmalarını beklemek çok gerçekçi olmaz.

    Fobiler: Öncelikle korku ve fobileri ayırmakta yarar vardır. Bir korkunun fobi olarak adlandırılabilmesi için şu ölçütlere uyması gerekir:
    · Çocuğun yaşadığı korkunun, durumun verileriyle orantısız şekilde büyük olması, örneğin parkta bir kez bir çocuğun salıncaktan düştüğünü gördüğü için hiç salıncağa binememek gibi.
    · Çocuğun açıklamalarla ikna olmaması
    · Çocuğun isteminin dışında aşırı derecede korkması
    · Korkulan durumdan bilinçli olarak sakınması
    Fobi uzunca bir süre devam eder ve herhangi bir yaş dönemine özgü değildir. Fobilerin bazılarında, bu duruma neden olan bir olay saptanabilirken, bir çoğunda böyle bir olayı saptamak mümkün değildir.

    Korkular: Bazı korkular, belli yaş dönemleri için normal sayılır. Örneğin, bebeklik döneminde yüksek sesten ve fiziksel desteğin aniden yitirilmesinden korkulması doğaldır. Bebeğin yaklaşık 8. ayda geliştirdiği ve bir – bir buçuk yıl kadar sürebilen yabancı korkusu da normal kabul edilir. Çocuğun beş yaş civarında geliştirdiği; örneğin, cadı, canavar gibi birtakım hayali figürlerden korkması da ruhsal gelişimi için beklenebilir bir durumdur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bazı korkuların belli yaş dönemlerinde ortaya çıkabilecekleri, ancak bu korkuların bir süre sonra ortadan kaybolmalarının da gerekli olduğudur. Örneğin, 6 yaşındaki bir çocuk hala yabancılardan korkuyorsa, bu üstünde durulması gereken bir durumdur.

    Korku tepkisi nasıl gelişir?
    Bebeğin anneye bağlanmasının en önemli nedenlerinden birisi, annenin bebekteki korkuyu azaltma kapasitesidir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepkide annenin tepkisi çok belirleyicidir. Çocuk, örneğin ilk kez bisiklete binmeyi öğrenecekken annenin yüzündeki ifadeyi ve davranışlarını inceler. Eğer anne, çocuğa destek veriyorsa ve onun gittikçe kendine güven kazanmasını ve bağımsız olmasını sağlıyorsa, çocuk bisiklete binmeyi zevkli bir durum olarak algılayacak ve bütün dikkatini bu etkinliğe yöneltecektir.



    Öte yandan, anne ya da çocukla ilgilenen diğer bir kişi, çocuk bu öğrenme sürecini yaşarken sürekli endişeli bir yüz ifadesiyle onu izler ve uyarılarda bulunursa veya onu azarlarsa, çocuk dikkatini vermesi gereken etkinlikten ziyade, hayatında kendisi için çok önemli olan kişiyle ilgilenecek ve o durumla bağlantılı olarak ortaya çıkan endişesi giderek yükselecektir. Bu da çocuğun o durumdan kaçınmasına ve bir daha karşılaşmak istememesine neden olacaktır. Bu kaçınma davranışına biz “korku” diyoruz.


    Korku bir kaçınma davranışı olarak ortaya çıkabileceği gibi, bir şartlanma olarak da ortaya çıkabilir. Bebeklik döneminde yüksek sesten korkmanın normal olduğundan bahsetmiştik. Bu dönemde, bebek tam banyosunu yaparken, dışarda çok büyük bir gürültü meydana geldiğini varsayalım. Bu talihsiz durum, bebeğin bir su veya banyo fobisi geliştirmesine neden olabilir.


    Kaçınma ve şartlanmanın yanısıra, korkuya neden olan bir diğer faktör de endişelerdir. Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır. Çocuk, yaklaşık 3 yaşından itibaren toplumun kurallarıyla annesi ve babası aracılığıyla daha çok tanışmaya başlar. Artık istediğini yapmada eskisi kadar özgür değildir. Bunun sonucunda, çocuk kendini bu sıkıntılı duruma sokan anne ve babasına karşı bir öfke duymaya başlar, ancak bu duygusunu onlara yansıtmaya çekinir. Yine de böyle bir duyguya sahip olduğu için suçluluk hisseder. Ona rahatsızlık veren bu durumla başedebilmek için, anne ve babasını ya da genel olarak toplumu ve kuralları temsil eden birtakım korkutucu figürler bularak, korku ve suçluluk duygularını onlara yansıtır; bunlar bir cadı, hayalet ya da ejderha olabilir.



    Uykuya dalmadan önce çocuk bilinçle bilinçdışı arasındadır. İçinde biriktirdiği öfkelerin farkına varır, bunları bastıracak gücü kendinde bulmakta zorlanır. O zaman da, aslında bu duyguların yaşanmasına neden olan, ama aynı zamanda da ona destek olan ve güven veren annesini ya da babasını yanında ister. Onlar yanında olduğu zaman onların varlığından ve sevgisinden emin olur ve uykuya dalabilir. Karanlıkta, çocuğun kendini yine kontrolünü kaybetmiş olarak hissettiği bir andır ve endişe vericidir. Bu endişeyle başetmek için de yine bir dış desteğe ihtiyaç duyabilir.


    Korkunun bir diğer kaynağı da, çocuğun başkalarını korktukları durumlar içinde izlemesidir, yani korkuyu görerek öğrenmesidir. Örneğin, çocuk annesini uçağın içinde bembeyaz olmuş bir yüzle görür ve annenin panik içinde olduğunu anlarsa, o da uçaktan korkmaya başlayabilir.


    Ayrılma korkusunda, korkunun nedeni genillikle çocuk değil, annedir. Anne, çocuğun kendisinden ayrılıp, örneğin okula başlamasını istemez ve bunu çok dolaylı ve ince mesajlarla çocuğa aktarır. Anne, çocuğa o okula başladığında kendisinin bütün gün onu bekleyeceğini, bunu yaparken onu çok özleyeceğini, birlikte ne kadar güzel zaman geçirdiklerini anlatmaya başladığında ve bunu uzunca bir zaman sürdürdüğünde, çocuk okula başlamayı adeta annesine ihanet etmekle eşanlamlı tutmaya başlar ve okula gitmek istemeyebilir. Bu da okul fobisi veya ayrılma endişesi olarak tanımlanabilir.


    Sonuç olarak çocukluk döneminde çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilen, çok çeşitli tiplerde korkular olabileceğini gördük. Çocukta korkuyla başederken, korkunun bir yaş döneminin özelliği mi olduğu, korkuya neden olan belli bir olayın olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Anne ve babalar, çocukla kurdukları ilişkiyi gözden geçirmeliler, çocukla birlikte bu konuyu ele almalılardır. Bütün bunlara rağmen çocuğun korkusunda bir azalma olmuyorsa, bu konuyla ilgili profesyonel bir yardım aramakta yarar vardır.


    alıntı...


  8. #18
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    623
    Çok güzel teşekkürler mystrey burada bir şey sormak istiyorum 3-4 yaş arası kız çocuklarının davranışları ile ilgili elinde bir bilgi var mı? Mesela benim kızım hala bizimle yatıyor ayrı odası ve yatağı olmasına rağmen orada yatmak istemiyor ve bana çok fazla düşkün. Gece uyumadan önce yanında ya annesini yada beni istiyor ve uyuyana kadar birimiz ona masal anlatıyor başka türlü uyumuyor masal anlatmazsak karnım acıktı diyor uyumak istemiyor.

  9. #19
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Yer
    Yerixo
    Mesajlar
    1.946
    ya tam da ben dün bu konuyu soracaktım... Bizimki aslında kendi yatağında yatıyordu... biz eşimle yurtdışına çıkıp onu 10 gün bıraktık. Döndüğümüzde 1-2 gün yanımızda yatmasına izin verdik... sonra 2 yıldır gitmiyordu... resmen gitmedi... ayrıca uyuyana kadar da annesini yanında istiyordu... Ammmaaaaa... dün akşam zaferi kazandık...

    Onu özendirmek için araba şeklindeki yataklardan aldık dün bir tane... eve getirip yerleştirdik... en sevdiği sey arabalar... ona dayanamadı veeeee dün akşam 2 yıldan sonra ilk kez kendi yattı... sabaha kadar hiç uyanmadı... (Tabii bu akşam fikrini değiştirmezse eğer). Araba yatağın kontak anahtarı elinden düşmüyor...

    Mystery yoksa bu bir çeşit ödün mü? Ara sıra motive etmek için ilgi alanlarını kullanmamız doğru mu?
    Şükr Allaha ki pişiklerin qənətləri yox... Olsa idi, göydə göyərçin qalmazdı... Allah kimə qənət verəcəyini bilir!

  10. #20
    Azeri.net Sevdalısı
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    2.201
    BİRLİKTE YATMA İSTEĞİ

    Çocukları ikna etmeye çalışmak da iletişimi koparan bir neden. İkna etmeye çalışmak yerine çocuğu etkin dinlemeli, çocuğun gerçekten hangi nedenle tek başına yatmak istemediği konusunda çocukla etkin dinlenip, ondan sonra gereken yapılır. Gerçi, çocukların belli dönemlerde anne ve babasıyla duygusal temas istemeleri, birlikte yatmaları da o kadar korkunç bir şey değil. Zaman zaman hepimizin çocukları bunu yapıyor. Ama tabi bunun bir süreklilik arzetmemesi için çocuğun gerçekten probleminin kökenine inmek lazım.”

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.