- Hadi bakalım. Bakalım hangi güzel bayanın ellerinde büyük tutkunun mazereti olacağım. Ya da hangi prensesin yatak odasında ki değerli vazonun şeref konuğu.
Bu sözler Pariste soyluların durak yeri olan ünlü bir çiçekçinin, nadide çiçekler bölümünde, itina ile hazırlanmış çekmecesinde o günü bekleyen çiçeğe aitti.
- Heyecanlı mısın? diye sordu papatya asil gül’e.
- Aslında hayır... diye kısık bir sesle cevap verdi gül.
Benim gideceğim yer belli. Bakalım diyorum hangi insanoğlunun duygularına şahit olacağım. Hangi soylu bey’in dikenlerime aldırmadan sevdiği kadına uzatırken duyduğu heyecana şahit olacağım. Ya da hangi şahit olunası komik durumlara şahit olacağım.
Yapraklarını içine doğru çekti. Diğer çiçekler konuşacak cesareti bie bulamamışlardı kendilerinde.
71 sonuçtan 21 ile 30 arası
-
01-23-2007, 04:13 PM #21Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201
hayır çokta hoşuma gidiyor yardımcıolmak ama bir sorun var bende seni pek anlamıyorum olsun sonuçta gönüller bir olsun
fidan494 Nickli Üyeden Alıntı
-
01-23-2007, 04:18 PM #22Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201
-
01-23-2007, 07:31 PM #23Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:
–Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..
İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş; Demiş ki:
–Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!
Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş; Şöyle demiş:
–Ve bu ateş yakıcı bir şey!
Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.
Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş…
Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş;
Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…
-
01-23-2007, 08:42 PM #24
gerçekten mukemmeidi mirze gözlerim doldu ya sağol eline sağlık devamını bekleriz kardeş
herzaman doğruyu söyle ne dediğini hatırlamak zorunda kalmassın
-
01-24-2007, 12:53 AM #25mystrey bütün yazıların güzel ellerine sağlık devamını bekleriz
mystrey Nickli Üyeden Alıntı
herzaman doğruyu söyle ne dediğini hatırlamak zorunda kalmassın
-
01-24-2007, 01:17 AM #26
YAŞAMIN KENDİSİ DEĞİLDE YAŞANILAN KISMI HİKAYEDİR BANA GÖRE VE O HİKAYE UZUN YILLARA YAYILSADA GERİYE BAKTIĞINIZDA YADA ANLATMAYA ÇALIŞTIĞINIZDA ÇOK KISA BİR ZAMANDA ANLATILACAK KADAR KISADIR YAŞAMINIZIN KALAM KISMINI DOLU DOLU YAŞAMANIZ DİLEĞİYLE
herzaman doğruyu söyle ne dediğini hatırlamak zorunda kalmassın
-
01-24-2007, 11:47 AM #27Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201
yaşam zaten yaşadıgın kısımların bir bütünüdür
adem52 Nickli Üyeden Alıntı
-
01-24-2007, 11:51 AM #28Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201
KIRLANGIC HIKAYESI !
Günlerden bir gün Kırlangıcın biri bir adama aşık olmus. Ve adamın penceresinin önüne konup adama söyle demis;
Ben seni cok seviyorum lütfen pencereyi acıp beni iceri alda birlikte yaşayalım.
Adam:
Olmaz alamam... Sen bir kuşsun hiç bir kuş adama aşık olurmu?...
demis.
Kırlangıc tekrar;
lütfen pencereyi açıp beni içeri al birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum canında sıkılmaz birlikte yaşar gideriz demiş.
Adam yine;
Olmaz alamam...Git başımdan, diye cevap vermiş.
Üçüncü ve son defa kuş adamın penceresinin önüne konup adama tekrar şöyle demis;
lütfen beni içeri al.. Artık soğuklarda basladı, dışarıda kalamam. Biliyorsun ben sıcak havalarda yasayabilirim sadece beni iceri almassan baska sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Lütfen beni iceri alda burada kalayım. Birlikte yemek yer omuzuna konar seni neselendirir sana yarenlik ederim. Hemsende benim gibi yalnızsın, der...
Adam ona;
Git derhal başımdan!... Ben yalnız kalıriı demis ve kuşu kovmus...
Kırlangıcta bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde ucmuş ve uzaklara gitmis..
Adam kırlangıc uzaklara gittikten sonra düsünmüs ve kendi kendine
"Ben ne aptal , nekadar akılsız bir adamım, niye kırlangıcla birlikte kalmayi kabul etmedim? Ne güzel birlikte kalırdık demiş ve cok pişman olmuş, pisman olmus olamasına ama is isten gecmis. Kendi kendine nasil olsa sicaklar baslayinca kirlangicim gine gelir bende onu iceri alir birlikte mutlu bir hayat sürerim, demis. Ve penceresini sonuna kadar acip beklemeye baslamis. Yazın gelmesiyle Kırlangiclarda gelmeye baslamis. Ama onun kirlangici gelmemis.yazin sonuna kadar hic penceresini kapatmadan pencerenin basinda beklemis ama Bosuna....Kırlangıc yokmus.Gelen kırlangıclara sormus ama onun kırlangıcını gören olmamis. Sonunda bir bilge kisiye halini danismak ve ondan bilgi almak icin gitmis.
Bilge kisiye olayı anlattıktan sonra bilge kisi ona söyle demiş;
- K ı r l a n g ı c l a r ı n Ö m r ü 6 a y d ı r . . .
Hayatta bazı firsatlar vardır ömründe bir defa insanın eline geçer ve degerlendiremessen ucup gider
-
01-24-2007, 12:07 PM #29Moderator
- Üyelik tarihi
- Dec 2006
- Mesajlar
- 2.721
mystrey, o zaman sen de menden anlamadiğin kelimeleri soruş aramızda dil eşanjı olsun
mystrey Nickli Üyeden Alıntı
-
01-25-2007, 08:50 PM #30Azeri.net Sevdalısı
- Üyelik tarihi
- Jan 2007
- Mesajlar
- 2.201
DUDAKLA BARDAK ARASI
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala ;
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış.
Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. şarap bardağını eline alarak:
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin ? diye sormuş.
Köle şöyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi dişleriyle, Sisam kralının karını yarıp ölümüne sebep olmuş.
Kral bostanda, bardak masada kalmış…


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile cevapla
Yer imleri