Sağol Fidan ellerin dert görmesin
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
-
04-17-2007, 09:02 AM #1Moderator
- Üyelik tarihi
- Dec 2006
- Mesajlar
- 2.721
Hurşut Banu Natavan özel olarak
Forumda bezı Türkiyeli arkadaşlar resimdeki bu qadının kim olduğunu, onunla bağlı melumatları merak etmiştiler

natavanın baküdeki heykeli
(Xurşud Banu Natavan)
Hurşut Banu Natavan
(1830 - 1897)
1832-de Azerbaycanın Karabağ bölgesinin Şuşa kentinde doğdu. Karabağın sonuncu egemen hanı Mehtikulu Hanın kızı, İbrahim Halil Hanın torunu olmuştur. Ailenin tek evladı ve Karabağ hanlığının mirasçısı olduğundan sarayda "Dürr-i yekta" (Tek inci), halk arasında ise "Han Kızı" adıyla tanınmıştı. XIX yy. Azeri kadın şairesi Natavan lirik gazelleri ile meşhurdur. Eski Şark Edebiyatının geleneklerine dayanmakla beraber Halk Edebiyatı örneklerinden de faydalanmıştır.
İlk tahsilini sarayda aldı. Burada Arap ve Fars dillerini, edebiyatını benimsedi. Aynı zamanda ince zevkle işlenmiş resimlerin ve kumaş üzerinde işlemlerin de sahibi olmuştur.
1845-de Mehtikulu Hanın ölümünden sonra Karabağ Hanlığının toprakları Rusya İmparatorluğunun idaresine geçti. Tabii ki, bu durumda Han kızının şahsi hayatını da, Tiflisteki Rus yöneticileri düzenliyorlardı. Şayet Natavan Karabağın han neslinden olan biriyle evlenseydi bu, sülalenin ve hanlığın yaşaması demek olurdu. Bu sebeple de Kafkas genel valisi Vorontsovun emriyle 1850-de Hurşut Banu, Dağıstan asilzadelerinden, milliyetçe Kumuk Türklerinden olan Hasay Han Usmiyeyle evlendirildi. Hasay Han, Kafkas ordusunun subaylarındandı. Petersburgda eğitim görmüş, genç yaşlarında general rütbesine yükselmişti. 1866-da Şeyh Şamille gizli ilişkileri olduğu şüphesiyle Rusiyanin içerilerine -Voronej kentine- sürülmüş, bu güvensizliğe öfkelenen Hasay Han kendi hayatına kastetmişti. Hurşut Banu ile evliliklerinden iki çocukları Mehtikulu Han ve Hanbike doğmuştu.
1858-de Rusya seyahatine çıkmış ünlü Fransız yazarı Aleksandr Duma (Ata), Baküde Hasay Han ve eşi Natavanla görüşmüş, bu görüşmenin tesirleri, kendisinin 1860-da Pariste yayınlanan "Kafkaz" kitabına yansımıştır.
Natavan 1872-de Şuşada "Meclis-i Üns" (Dostluk meclisi) adı altında şairler birliği kurmuş ve yirmi yıldan fazla onun yöneticisi ve mali destekleyicisi olmuştur. Karabağın çoğu şairleri bu meclisin üyeleriydiler. Natevan, aynı zamanda Şuşanın imarında, gelişmesinde burada maarif ve kültürün yayılmasında önemli rol oynamıştır. Azerbaycanın farklı yerlerindeki şair meclislerine ve ayrı-ayrı sanatkarlara da destek vermişti. Karabağla birlikde bütün Transkafkazın sanat insanları onun himayesine sığınıyorlardı".
Kullandığım kaynaktan türkçeye daha önceleri çevirilmiş olan şiirlerini götürürken üzerinde bir kaç deyişiklikler ederek düzenlediyim yeni versiyonunu sunuyorum, türkçeyi bildiyim kadarıyla düzüp koşa bildim ancak.
Anlaşılmazlık olursa inşallah kusura bakmazsınızdır
Hoştu bana hem kokusu, hem sefası gülün
Cefası çoktu ne hasil ki yok vefası gülün
Cefayı - harı görüp, göçtü bağdan bülbül
Acaba kim oldu bir gülşende aşinası gülün
Hazana meyleyledi almadı vefayı dikkate
Yetişti bülbüle gam-ı cefası çok - çok gülün
Yazılsa nokta nokta, söylense harf harf
Bitmez kıyamete kadar hal-i macerası gülün
Hata edip bülbüle cefa kıldı
Hataya salıp kendini akibet-i hatası gülün
Felek rengine benzer bu menekşe
Tutmuş sehraları hızlı şekilde menekşe
Neden gülşenlerin terkin kılmışsın
Düşmüşsun çöllere gönülalan menekşe
Böyle boyun (belin) bükülmüş ihtiyarlar gibi
Diyorsun gece günduz yahu menekşe
Seni şevki bahar perişan etmiş
Çeker aşık olan kaygı menekşe
Seni kim boşuna sever karanfil
Sana ben aşıkı şeyda karanfil
Böyle perişan halde durmuşsun
Düşer güller arasına kavga karanfil
Yüzünden naz perdesin kenar et
Unutma aşığı haşa karanfil
Ey dilber, gönül derdimden böyle şöhret oldum
Ayrılık gamında gönül mülkünü viran ettim
Mümkün olmaz bana veslin, bilirim, kıyamete kadar
Bu yüzden kendime mesken edindim
Ya tebip adını (tebipliyi) terket tebabetle uğraşma
Ya benim derdimi bul, bul neden taşkınlık yaptım
Yok kimse meğer derdimi bilsin ya Rabb
Ben kendi kanımı derdime derman ettim
Bu dünyada her kes bir kar ile oynar
Kimi evde oturur kimi pazar ile oynar
Kimi taht-ı müressede başında tac-ı şahane
Kimi zindan içinde el-ayağı darağacı ile oynar
Kimi dünyaya bağlı, kimi ahirete aşık
Kimi saz, kimi naz, kimi tar ile oynar
Kimi Mecnun sorağında, kimi Leyla ferağında
Kimi yarın üzerinde yatan şahmar ile oynar
Kimi şad-ı hürremdir kimi sübh-i şam ağlar
Gökyüzü de sarhoş olmuş ağlayan güneşle oynar
-
04-17-2007, 12:15 PM #2Moderator
- Üyelik tarihi
- Feb 2007
- Mesajlar
- 6.163
[
Ya da
[
-
04-17-2007, 12:48 PM #3


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile cevapla

Yer imleri