1 sonuçtan 1 ile 1 arası
-
07-15-2007, 10:47 PM #1
Türkiye'de "Bor" Gerçeği.........
Türkiye, millî maden varlığı yönünden çok zengin bir ülkedir. Petrol, bor, toryum, altın, gümüş, bakır, krom, trona (tabii soda), alüminyum vs. gibi ekonomik değeri çok yüksek kaynaklara sahip bulunmaktayız. Bunlardan sadece bor ile dünyayı sallamamız mümkündür.
Mübarek Anadolu Coğrafyası, ilâhi bir lütuf olarak çok değerli ve nadide madenlerle birlikte halkedilerek büyük Türk milletinin emrine tahsis edilmiştir. Bu kıymetli madenlerin başında "BOR" cevheri gelmektedir.
Bor madeni, tabiatta saf olan "boratlar" halinde eski çağlardan beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Sodyum kökenli olanları (tinkal), kalsiyum kökenli olanları (kolemanit) ve sodyum kalsiyum kökenli olanları (üleksit) olarak isimlendirilmektedir. Ayrıca kemit ve hidroborasit gibi türleri mevcut ise de ticari alanda en çok bu, üç bor türü kullanılmaktadır.
İlk bakışta beyaz bir kayayı andıran bor, çok sert olup, 2300 derecede erir. Isıya karşı son derece dayanıklıdır. ABD'nin, uzay araçlarında sadece Türk borlarını kullanması sebepsiz değildir.
Dünyadaki bor rezervlerinin %80-90'ı bu ülke topraklarında yatmaktadır. Bazı tespit ve görüşlere göre dünyanın 400 yıllık ihtiyacını karşılayacak bir potansiyelin malikiyiz. Bugünkü fiatlara ve 2-2.5 milyar tonluk bir rezerv hesabına göre de 4 trilyon dolarlık millî servetin sahibiyiz. Ancak Türkiye'de bor rezervinin 10-20 milyar ton olduğu iddiaları ağır basmaktadır. Türkiye, en az 10 milyar ton bu cevhere sahiptir.
Şu anda bor üretimini elinde bulunduran Eti Holding Genel Müdürü Sayın Z. Gözler'e göre borun üretimi, tüketimi, gerekli sanayii, millî bir plân dahilinde organize edilirse BOR'LA DÜNYAYI SALLARIZ.
Halen bor ticaret hacmi, ortalama yıllık 50 milyar dolar civarındadır. Ne yazık ki Türkiye, bu büyük pastanın bütün malzemelerine sahip olmasına rağmen kayda değer bir dilimi dahi alamamaktadır.
Zira dahili ve harici ihanet çetelerinin kıskacında bulunmaktayız. Bazı ilim adamlarına göre bor, 21. asrın yakıtı ve petrolün alternatifidir. Türkiye, şu anda ilmî gerçeklere göre petrol okyanusu üzerinde yüzdüğü gibi petrolden daha üstün ve önemli bir konuma gelen, bor denizi üzerinde de yüzmektedir.
Bu ifade, miktar ve kalite açısından dünyada tekel durumunda olan "Türkiye" gerçeğinin ta kendisidir.
Kalite ve miktar itibariyle dünya bor rezervinin %80-90'ını elinde bulunduran Türkiye'nin başka bir avantajı daha vardır.
Bor cevherlerimiz her mevsimde, her iklim şartlarında en kolay ulaşım imkânları ile istihsali mümkün olan coğrafi bölgelerimizde bulunmaktadır. Bu husus, ulaşım ve cevheri çıkarma bakımlarından çok önemlidir. Bor yatakları halen Eskişehir, Seydişehir (Kırka), Bigadiç, Sultançayır (Balıkesir), Emet (Kütahya) ve Kestel (Bursa) yörelerinde bulunmaktadır.
Bor madeni, halen 450 çeşit maddenin üretiminde kullanılmaktadır. Ancak her geçen gün kullanım alanları genişlemektedir. Her mamul ürünün içinde, bir tutam bor cevheri bulunduğu için "bor, sanayinin tuzudur" denmektedir.
Sadece ABD'de 600 proje; borun yakıt olarak kullanılması ile ilgili patent almıştır. Chrysler firması (ABD) Mayıs 2002 tarihinde borhidrit yakıt hücresine sahip otomobil üretmişir. 8 litre su ile karıştırılmış 1kg. bordan elde edilen enerji ile 500 km yol alan otolar imal edilmiştir. Yakında bu menzil, 1500 km'ye katlanacaktır. Ayrıca artık bor, başka sahalarda tekrar değerlendirilmektedir.
Bazı ileri teknoloji ürünlerinin üretiminde bor ve bor ürünleri, vazgeçilmesi mümkün olmayan maddelerdir. Bunların "olmazsa olmaz" hammaddesi, bor ürünleridir. Bor (borik asit), LCD ekranları imalinde, olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. Keza akım levhaları teknolojisinin vazgeçilmez hammaddesi, Tük kolemanitidir (kalsiyum kökenli bor). Bu teknoloji, diz üstü bilgisayarları, cep telefonları, avuç içi bilgisayarları üretiminde kullanılmaktadır.
Askeri alanlarda radarlara karşı görünmezliği sağlamak için bor ürünleri katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Yüksek dayanıklılığı, borla güçlendirilmiş cam malzemelerin iletken olmayan ve düşük dielektrik özelliği radarlara karşı uçakları ve füzeleri görünmez kılar. (ABD'nin hayalet uçaklarında olduğu gibi) Radar dalgalarını emen (absorbe eden), materyaller içine %6-20 oranında bor madeni, katkı maddesi olarak konmaktadır. Bu şekildeki materyallerden uçaklar, füzeler, toplar, zırhlı araçlar, motorlar gibi çeşitli askeri araç ve gereçler imal edilmektedir. Bu itibarla Türk borları, stratejik bir öneme haizdir.
Bor ve rafine bor ürünlerinin kullanıldığı diğer sahalar kısaca şöyledir:
Cam sektöründe, oto, uçak, kamera, mercek camları, inşaatlarda yalıtkan olarak kullanılan bor cam elyafları ve benzer sahalarda.
Fotoğraf ve görüş sistemlerinde, kameralar, dürbünler, çeşitli ileri görüş sistemlerinde, film imalinde, banyolarında rafine bor ürünleri kullanılmaktadır.
Spor malzemelerinde, kayak, kayak ayakkabısı, raketler, balık oltası, ok, yay gibi birçok malzemenin imalinde aranan bir maddedir.
Elektronik bilgisayar ve ileri teknoloji sanayiinde bor rafine ürünleri, olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. Bor ürünlerinden imal edilen cam elyafı, ışık fotonlarının etkin biçimde transferini sağlamaktadır. Telefon ve bilgisayar ağlarında geniş bir kullanım alanı bulan fiber optik kablolar, ileri teknolojinin vazgeçilmez ürünleridir.
Uzay ve havacılık sanayiinde, uzay araçları, uydular, uçaklar, füzeler, balonlar ve benzer araçların imalinde geniş çapta bora mutlaka ihtiyaç vardır.
Savunma sanayiinde, askeri alanda yüksek performanslı çeşitli silâhların yapımında, teçhizatların imalinde, malzemenin sertliğinin ve dayanıklılığının sağlanmasında zaruri bir katkı maddesidir. Radarlara karşı görünmezliği sağladığı için askeri ve gizli istihbarat uçaklarının yapımında mutlaka bor cevheri kullanılmaktadır. Yine tekrar edelim ki; Türk borları, bu sahalarda da aranan stratejik bir maddedir.
Bunların dışında bor ürünleri, tıbbî teçhizat ve ilâç sanayiinde, yakıt ve yakıt katkı maddesi olarak (füze ve otolarda olduğu gibi) kimya sanayiinde, deterjan sektöründe, seramik ve tarımsal sanayilerde, enerji depolamada (gündüz güneş enerjisi depolanarak, gece ısınma amacıyla kullanılmaktadır), binalarda tavan malzemesine konularak, güneş ışınlarının emilerek evleri ısıtmada, metalürji, otomobil, gemi üretiminde, tekstil ve çimento sanayiinde kullanılmaktadır. Ancak bu sahalar her gün genişlemektedir. Görüldüğü gibi bor cevheri, sanayinin tuzu biberi olduğu gibi yakında pertolün pabucunu dama atacak çok değerli bir kaynaktır.
Yakın bir gelecekte elektrik enerjisi açıklarının bordan elde edilecek enerji ile kapatılacağı mümkün görülmektedir.
Çok değerli okuyucular, buraya kadar olan bölümde çok zengin bir varlığa sahip bulunduğumuzu, petrol denizinden başka bir de bor denizi üzerinde ülkemizin yüzdüğünü, bu konuda dünyada tekel ülke olduğumuzu, borun petrolden daha kıymetli ve çok daha kullanım sahası olduğunu, petrolün aksine alternatifinin mevcut bulunmadığını gördük.
Ancak bu çok değerli ve vatan sathında mebzul miktarda bulunan bu millî servetten ekonomik kalkınmaya ve halkın refahına eklediğimiz, sunduğumuz gelir payı, dilimi nedir? Ne yazık ki; durum hiç de iç açıcı ve yüz güldürücü değildir. 50 milyar dolarlık yıllık dünya bor cirosu içinde elde ettiğimiz gelir sadece 250-300 milyon dolar civarındadır. İMF'nin ve dünya bor piyasasına hakim şirketlerin (ABD ve İngiltere kaynaklı şirketler) baskısı ile bilinen sonuç elde edilmiştir. İşlenmiş ve ham bor olarak ihraç ettiğimiz cevherden, sadece 250 milyon dolar gibi bir gelir sağlamak, çok üzücü ve bir o kadar da düşündürücüdür.
TBMM maden komisyonu üyesi Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız bir basın toplantısında aynen şunları ifade etmiştir: "Türkiye, bor madeni ile dünyada tekel durumundadır. Madeni, ham bor olarak satmakla ülkeyi kalkındırmak mümkün değildir. (Eg-las) dediğimiz bor fiberleri yapacak işletmeler kurarak 250 çeşit ürün üretip satarsak, Türkiye'nin yıllık kazancı 228 milyon dolardan 34.5 milyar dolar gibi 150 kat kazanca sahip oluruz."
ATO Başkanı Sayın Sinan Aygün bu konuda aynen şunları dile getirmiştir: "Türkiye bor'a 400 milyon dolar yatırım yapsa kısa zamanda borç alan değil, borç dağıtan 8. ülke oluruz. Maden zenginliği bakımından 132 ülke içinde 10. sıradayız. 60 çeşit madenden sadece bor, bizi ihya eder. Bolluk içinde yokluk yaşıyoruz."
Sayın Aygün, bu hususta araştırma yaptırmış "Ulusal Madenlerimiz ve Bor Gerçeği" adlı eseri yayınlatmıştır.
Çok uluslu şirketler, başka ülkelerdeki madenlerin çıkarılmasına, işletilmesine savaş ilân etmiş durumdadırlar. İstihsal edilmeyen, işletilemeyen madenlere "esir madenler" denmektedir. Yurdumuzdaki bor ve petrol ürünlerinin hepsi esir durumdadır. Dahili ve harici vatan hainlerinin kurduğu ihanet çeteleri ülke üzerine çöreklenmiş bulunmaktadır.
Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Sayın İsmet Kasapoğlu "Dünyada büyük şirketler kendi ürettikleri maden başka ülkelerde bulununca herhangibir şekilde çıkartılmasını engellerler, madeni esir alır. Türkiye'de bürokrasi yabancılar menfaatine çalışıyor, devletimiz kendi madenlerini esir almış durumda" beyanında bulunmuştur.
Ülkemiz, yeraltı ve yerüstü zengin kaynakları, coğrafi yapısı, stratejik konumu, tarihî ve kültürel varlıkları sebebiyle içte ve dışta daima ihanetlere maruz kalmıştır. Bu durumu çok iyi bilen yabancılar "Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar kıymetli bir ülkedir." diyerek aziz vatana olan alçakça niyetlerini açıklamaktadırlar. Bunlar yerli vatan hainleri ile her devirde beraber olmuşlardır. Atatürk, yerli vatan hainlerini daha tehlikeli ve daha öldürücü olarak vasıflandırmıştır.
Gazeteci yazar Sayın M. N. Özfatura bir makalesinde "19. asırda Osmanlı toprakları içinde petrol kokusunu sezen başta İngilizler olmak üzere batı ülkeleri, Osmanlı'yı yıktılar. Petrol bize imparatorluk kaybettirdi. Bor madeni, Türkiye için son derece büyük bir ni'met olduğu gibi ülkemizin başına gaileler açan bir bela olabilir. Bor, ülke menfaatini ön plânda tutan, IMF'nin esaret zincirini kıran iktidarlarla ülkeyi refaha götürür." görüşlerine yer vermiştir.
Sayın Özfatura'nın makalesinde, görüldüğü gibi ülkenin başına büyük gaileler açılmış, IMF belası Türk ekonomisini batırmış, ülke bir ekonomik ve buna bağlı olarak da bir ahlâk buhranına sürüklenmiştir. Askerî harekâtlarla yapılamayanlar, IMF reçeteleri ile pekâla yapılmıştır. Bundan daha kötüsü sanki üzerimize ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz kalışımızdır.
Konu ile ilgili olarak, DPT eski uzmanlarından makro ekonomi uzmanı olan ve Türkiye kalkınmasına yönelik eserler yayınlayan Çok Değerli Sayın Evrenosoğlu, başta sayın cumhurbaşkanımız olmak üzere şu anda söz sahibi olan yetkili ve etkili 60 muhterem zevat'a görüşlerini ve alınacak tedbirleri sunmuştur. İnternette mevcut olan mektuplar ne yazık ki nazara alınmamıştır. Tekliflerden birisi zaman geçirilmeden altın karşılıklı bir para sistemine geçilmesi ve neticede 2 ay gibi kısa bir zaman dilimi içinde enflasyon belâsının yok edilmesi idi. Bir diğer teklif de, bankaların kredi verme yerine üretken yatırımlara ortak olarak iştirak etmesi, bugünkü yatırımların (özel sektör ve kamu yatırımları) iki katı bir yatırıma ulaşılmasıydı. Bu ve diğer tekliflerin bir gün fiiliyata geçirilmesi söz konusu olacaktır.
Atatürk'ün konu ile ilgili beyan ve görüşleri aynen şöyledir:
"Tanzimatın açtığı serbest ticari devri, Avrupa rekabetine karşı kendisini savunamayan ekonomimizi bir de iktisadî kapitülasyon zinciri ile bağladı. İktisat alanında bizden çok kuvvetli olanlar yurdumuzda bir de imtiyazlı durumda bulunuyorlardı. Gelir vergisi vermiyorlardı.....rakiplerimiz bu suretle gelişmeye elverişli sanayimizi de mahvettiler. İktisadî ve malî gelişmemizin ve ilerlememizin önüne geçtiler."
"Hakiki zafer, muharebe meydanlarında muvaffak olmak değil, zafer muvaffakiyetlerin membalarını kuvvetlendirmek, milleti yükseltmektir. Memleketimiz baştan nihayete kadar hazinelerle doludur. Biz, o hazineler üstünde aç kalmış insanlar gibiyiz. Hepimiz bütün bu hazineleri meydana çıkarmak ve servet ve refahımızın kaynaklarını bulmak vazifesiyle mükellefiz."
"Bizi iktisadî hayatımızı geliştirme, böylece refaha ulaşma amacına varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır. O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir."
Saygılarımızla...
Kaynaklar
1- ATO Başkanlığı yayınları Ulusal Madenlerimiz ve Bor Gerçeği adlı eser
2- Yazıda adı geçen değerli yazarların görüş ve makaleleri
3- Muhtelif basın organları



LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile cevapla
Yer imleri