Av.Ahmet Çiçek'in yazısından.
Bu gün çok karıştırılan bir konu ile ilgili bir yazı yazacağım. Umarım faydalı olur.


Giriş
Hukuk devletinin temel direklerinden olan kanunilik ilkesi (nullum crimen, nulla poena sine lege – kanunsuz suç ve ceza olmaz), ceza hukukunun olduğu kadar idare hukukunun da vazgeçilmez bir prensibidir. Bu ilke, bireylerin hangi eylemlerin suç sayıldığını ve bu suçlar karşısında ne gibi yaptırımlarla karşılaşacaklarını önceden bilmelerini güvence altına alır. İdarenin, kişilerin temel hak ve hürriyetlerine, özellikle de kamu hizmetine girme hakkına müdahale ederken keyfilikten uzak, yalnızca kanunun açıkça çizdiği sınırlar içinde hareket etmesi zorunludur.
Bu makalenin amacı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçunun, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (DMK) 48. maddesinin A bendinin 5. fıkrasında sayılan ve “affa uğramış olsalar bile” memuriyete kalıcı olarak engel teşkil eden katalog suçlar arasında yer almadığını, bu suçun katalog suçlarla bir tutulmasının kanunilik ilkesine ve hukukun temel prensiplerine aykırılığını kesin ve net bir dille ortaya koymaktır.

BÖLÜM 1: KANUNİLİK İLKESİ ve DMK 48/A-5’İN “NUMERUS CLAUSUS” NİTELİĞİ
Anayasa’nın 38. maddesi ile güvence altına alınan suç ve cezada kanunilik ilkesi, ceza normlarının kıyas veya genişletici yorum yoluyla kapsamının genişletilemeyeceğini emreder. Bu yasak, sadece mahkemeler için değil, aynı zamanda idari makamlar için de bağlayıcıdır. DMK’nın 48/A-5 maddesi, memuriyete girişte “mutlak” ve “kalıcı” bir engel oluşturan suçları istisnai olarak ve tek tek saymıştır. Bu liste, hukuk tekniği açısından “numerus clausus” (sınırlı sayı) ilkesine tabidir. Yani, bu listede yer almayan bir suçun, ne kadar ağır olursa olsun, yoruma veya kıyasa dayanılarak bu listeye dahil edilmesi hukuken imkânsızdır.
İdarenin ve yargı mercilerinin görevi, kanun koyucunun iradesini aşarak yeni engeller icat etmek değil, mevcut kanun metnine harfiyen bağlı kalmaktır. Aksi bir tutum, yasama organının yetkisini gasp etmek ve hukuk güvenliğini ortadan kaldırmak anlamına gelir.

BÖLÜM 2: DMK 48/A-5’TE SAYILAN KATALOG SUÇLARIN TCK MADDELERİNE GÖRE TEKER TEKER ANALİZİ
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesi, memuriyete girişte “mutlak” ve “kalıcı” bir engel oluşturan suçları, kanunilik ilkesinin bir gereği olarak sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiştir. Bu listenin dışına yorum veya kıyas yoluyla çıkmak hukuken imkansızdır. Bu suçların niteliği incelendiğinde, kanun koyucunun doğrudan devletin varlığını, anayasal düzeni veya kamu hizmetinin gerektirdiği dürüstlük ve güveni hedef alan en ağır fiilleri seçtiği görülecektir.
Şimdi, DMK’nın atıf yaptığı bu suçları, Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) karşılıklarıyla tek tek inceleyelim ve Terör Örgütü Propagandası suçunun bu kategorilerin hiçbirine girmediğini net bir şekilde ortaya koyalım:
A) Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (TCK m. 302-308)
Bu bölümdeki suçlar, doğrudan devletin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik en ciddi saldırıları içerir.

  • TCK m. 302 – Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak: Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliğine sokmaya, devletin birliğini bozmaya veya devletin bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik “fiilleri” işleyenleri cezalandırır. Bu suç, propaganda gibi bir düşünce açıklamasından çok, somut, maddi ve amaca yönelik eylemleri gerektirir.
  • TCK m. 303 – Düşmanla İşbirliği Yapmak: Savaş halinde Türkiye’ye karşı düşman devletin ordusunda hizmet kabul etmeyi veya düşman safında fiilen silahlı mücadeleye girmeyi suç sayar.
  • TCK m. 304 – Devlete Karşı Savaşa Tahrik: Yabancı devlet yetkililerini Türkiye’ye karşı savaş açmaya veya hasmane hareketlerde bulunmaya teşvik etmeyi veya bu amaçla [ yapmayı cezalandırır.
  • TCK m. 305 – Temel Millî Yararlara Karşı Faaliyette Bulunmak İçin Yarar Sağlama: Devletin temel yararlarına karşı faaliyette bulunmak için maddi bir menfaat (yarar) sağlamayı veya vaat etmeyi suç olarak düzenler.
  • TCK m. 306 – Yabancı Devlet Aleyhine Asker Toplama: Türkiye’yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplama veya hasmane hareketlerde bulunmayı kapsar.
  • TCK m. 307 – Askerî Tesisleri Tahrip ve Düşman Askerî Hareketleri Yararına Anlaşma: Askeri tesisleri tahrip etmeyi veya savaş zamanında düşmanın askeri hareketlerini kolaylaştıracak anlaşmalar yapmayı suç sayar.
  • TCK m. 308 – Düşman Devlete Maddi ve Mali Yardım: Savaş halinde, düşman devletin savaş gücüne katkı sağlayacak nitelikte maddi ve mali yardımda bulunmayı cezalandırır.

B) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (TCK m. 309-316)
Bu bölümdeki suçların ortak ve zorunlu unsuru, amaçlanan hedefe ulaşmak için “cebir ve şiddet” kullanılmasıdır.

  • TCK m. 309 – Anayasayı İhlal: “Cebir ve şiddet kullanarak” Anayasa’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmektir.
  • TCK m. 311 – Yasama Organına Karşı Suç: “Cebir ve şiddet kullanarak” Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmektir.
  • TCK m. 312 – Hükûmete Karşı Suç: “Cebir ve şiddet kullanarak” Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmektir.
  • TCK m. 313 – Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silâhlı İsyan: Halkı, hükümete karşı silahlı bir isyana “tahrik etmeyi” veya bu isyanı yönetmeyi suç sayar.
  • TCK m. 314 – Silâhlı Örgüt: “Suç işlemek amacıyla” silahlı bir örgüt kurmayı, yönetmeyi veya bu örgüte üye olmayı cezalandırır.
  • TCK m. 315 – Silah Sağlama: TCK 314’te tanımlanan silahlı örgütlere silah temin etmeyi, nakletmeyi veya depolamayı suç olarak düzenler.

C) Diğer Katalog Suçlar

  • Zimmet, İrtikâp, Rüşvet, Hırsızlık, Dolandırıcılık, Sahtecilik, Güveni Kötüye Kullanma, Hileli İflas: Bu suçlar, temel olarak kamu görevlisinin veya bireyin dürüstlük ve güvenilirliğine yönelik ağır suçlardır.
  • İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma: Kamu kaynaklarının kullanımındaki şeffaflığı ve dürüstlüğü hedef alan yolsuzluk suçlarıdır.
  • Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (Kara Para Aklama) ve Kaçakçılık: Ekonomik düzeni ve devletin mali egemenliğini hedef alan suçlardır.


BÖLÜM 3: TERÖR ÖRGÜTÜ PROPAGANDASI (TMK 7/2) SUÇUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KATALOG DIŞINDA OLMASI
TMK 7/2 maddesi, “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi” için ceza öngörmektedir.
Bu suçun DMK 48/A-5 listesinde yer almadığı şu nedenlerle tartışmasızdır:

  1. Açıkça Sayılmamıştır: En basit ve en güçlü argüman budur. DMK 48/A-5’teki liste açıktır ve bu listede “terör örgütü propagandası yapmak” suçu veya TMK’ya genel bir atıf bulunmamaktadır. Kanunilik ilkesi gereği, sayılmayan bir suçun var kabul edilmesi mümkün değildir.
  2. “Devletin Güvenliğine Karşı Suç” Değildir: Propaganda suçu, TCK’da “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlığı altında (TCK 302-308) düzenlenmemiştir. Bu suç, ayrı bir özel kanun olan Terörle Mücadele Kanunu’nda yer almaktadır. Fiilin niteliği, TCK 302’deki gibi somut bir eylem değildir.
  3. “Anayasal Düzene Karşı Suç” Değildir: TCK 309-316 arasında sayılan bu suçların temel unsuru “cebir ve şiddet kullanarak” anayasal düzeni ortadan kaldırma amacıdır. Propaganda suçunda ise fiilin kendisinde cebir ve şiddet yoktur. Bu suç, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik TCK’daki suçlarla aynı kategoride değerlendirilemez.
  4. Yargıtay’ın Yaklaşımı: Yargıtay, Terör Örgütü Propagandası suçunu, “örgüt üyeliği” (TCK 314) veya “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen diğer suçlardan” dahi ayrı bir hukuki zeminde değerlendirmektedir. Propaganda suçu, tek başına işlendiğinde, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu göstermez. Dolayısıyla, bu suçun çok daha ağır kategorilere dolaylı yoldan dahil edilmesi, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına da aykırıdır.


BÖLÜM 4: YANLIŞ YORUMLAMA ve HUKUK DEVLETİNİN İHLALİ
Bazı idari kurumların, TMK 7/2’den mahkûm olan bir kişiyi, “terörle bağlantılı olduğu” gerekçesiyle DMK 48/A-5 kapsamındaymış gibi değerlendirerek memuriyetine kalıcı olarak son vermesi veya atanmasını engellemesi, açık bir hukuka aykırılıktır. Bu hatalı yaklaşım:

  • Kıyas Yasağını İhlal Eder: Listede olmayan bir suçu, “benzer nitelikte” olduğu gibi gerekçelerle listeye dahil etmek, ceza ve idare hukukundaki mutlak kıyas yasağının ihlalidir.
  • Hukuk Güvenliğini ZEDELER: Bireyler, hangi suçun hangi sonucu doğuracağını kanuna bakarak öngörebilmelidir. Kanunda yazmayan bir sonuçla karşılaşmak, hukuk güvenliğini ortadan kaldırır.
  • Yasama Yetkisinin Gaspıdır: Kanun koyucunun iradi olarak liste dışı bıraktığı bir suçu, yorum yoluyla listeye eklemek, idarenin veya mahkemenin kendisini kanun koyucu yerine koymasıdır.


BÖLÜM 5: DOĞRU HUKUKİ DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
Terör Örgütü Propagandası suçundan mahkûmiyetin devlet memurluğuna etkisi, DMK 48/A-5 üzerinden değil, aynı maddenin “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak” şartı üzerinden değerlendirilmelidir.
Bu durumda doğru hukuki süreç şöyledir:

  1. Mahkûmiyetin Süresi: Kişi, TMK 7/2 suçundan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezası almışsa, bu ceza memuriyete engel teşkil eder. Eğer ceza bir yıldan az ise bu durum tek başına memuriyete engel değildir.
  2. Engelin Geçici Olması: Bir yıl veya daha fazla ceza alınması durumunda oluşan bu engel, DMK 48/A-5’teki suçlar gibi kalıcı ve mutlak değildir. Bu engel, belirli şartların sağlanmasıyla ortadan kaldırılabilir.
  3. Engelin Kaldırılması (Memnu Hakların İadesi):


  • Cezanın infazının tamamlanması gerekir.
  • İnfazın tamamlanmasından itibaren Adli Sicil Kanunu’nda belirtilen sürenin (genellikle 3 yıl) geçmesi beklenir.
  • Bu süre sonunda, hükümlü veya vekili, mahkemeye başvurarak “memnu hakların iadesi” (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararı talep eder.
  • Mahkemenin bu kararı vermesiyle birlikte, söz konusu mahkûmiyetin memuriyete engel olma niteliği ortadan kalkar.

Sonuç ve Nihai Değerlendirme
Netice olarak, Terör Örgütü Propagandası suçu (TMK 7/2), 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak sayılan katalog suçlardan biri değildir. Bu suçun, yorum veya kıyas yoluyla bu listeye dahil edilerek bireylerin kamu hizmetine girme hakkının kalıcı olarak engellenmesi, Anayasa ile güvence altına alınan kanunilik ilkesine, hukuk devleti anlayışına ve temel hak ve özgürlüklere açık bir aykırılık teşkil eder.
Bu suçtan kaynaklanan memuriyet engeli, ancak ve ancak mahkûm olunan cezanın süresine (1 yıl ve üzeri hapis) bağlı olarak gündeme gelebilir ve bu engel dahi kalıcı olmayıp, “memnu hakların iadesi” kurumuyla aşılması mümkün olan geçici bir nitelik taşır. Hukuk uygulayıcılarının, kanunun lafzına ve ruhuna sadık kalarak bu net ayrımı yapması, adil yargılanma hakkının ve hukuk güvenliğinin teminatıdır.
İKİNCİ MAKALE
Terör Örgütü Propagandası Suçunun DMK 48/A-5 Kapsamında Yer Almadığı
Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5. maddesinde, kamu görevlisi olma şartı olarak kesinleşmiş mahkumiyet bulunmaması gereken suçlar ayrıntılı biçimde listelenmiştir. Bu maddede sayılan suçlar şunlardır:

  • Devletin güvenliğine karşı suçlar: Devletin iç ve dış güvenliğini tehdit eden sabotaj, terör eylemi veya ülke birliğini bozma gibi ağır suçlardır. Bu suçlarda fail genellikle cebir veya şiddet kullanır. Terör örgütü propagandası suçu ise bu başlıkta sayılmamıştır.
  • Anayasal düzene ve işleyişine karşı suçlar: Toplumu kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek (örneğin TCK 312) veya silahlı örgüt kurmak/ yönetmek gibi eylemleri içerir. Bu suçlar kanunda açıkça belirtilmiştir; propaganda suçu ise TMK 3713/7-2’de tanımlanmış olup 48/A-5 listesinde yer almaz.
  • Milli savunmaya karşı suçlar: Savaş hâli veya seferberlik koşullarında ordunun disiplinini bozma gibi fiillerdir (örn. TCK 311). Bu suçlar DMK’da listelenmiştir. Barış dönemine ilişkin propaganda eylemleri ise bu maddenin kapsamına girmez.
  • Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk: Devletin gizli belgelerini açıklamak veya yabancı ülkelere bilgi vermek (TCK 336-337) gibi eylemleri kapsar. Bu suçlar 48/A-5’te açıkça sayılmıştır. Propaganda suçu, devlet sırlarıyla doğrudan ilgili bir eylem değildir.
  • Zimmet, irtikâp ve rüşvet: Kamu görevlilerinin işledikleri malvarlığına yönelik suçlardır. Zimmet (kamunun malını çalma), irtikâp (rüşvet alma) ve rüşvet (rüşvet verme) şeklinde düzenlenmiş bu fiiller kanunda listelenmiştir. Terör propagandası suçu ise maddi çıkar amaçlı bir suç olmadığından bu grupta yer almaz.
  • Hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik: Malvarlığına yönelik klasik suçlardır (hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, senet/ belge sahteciliği gibi). Tüm bu suçlar DMK’da zikredilmiştir. Fikir/ ideoloji içerikli propaganda suçu ise bu kategoriden tamamen farklıdır.
  • Hileli iflas: Borçlarını gizli işlemlerle ödemek yerine iflasını hileli şekilde gerçekleştirenler bu suçu işler (TCK 161). Bu eylem de DMK kapsamında sayılmıştır. Propagandanın iflasla ilgisi bulunmamaktadır.
  • İhaleye veya edimin ifasına fesat karıştırma: Kamu ihalelerine veya sözleşmenin ifasına hile karıştıranlar (TCK 235-237) bu suçları işler. Bu yolsuzluk fiilleri katalogda yer alır. Terör propagandası suçu ile benzer bir yönü yoktur.
  • Suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama: Suçtan elde edilen geliri yasal görünüme kavuşturma eylemidir (TCK 282). Bu aklama suçu DMK’da listelenmiştir. Propaganda eylemleri ise genellikle ekonomik çıkar amaçlı olmadığı için bu kapsamın dışında kalır.
  • [ suçları: Gümrük, ilaç veya döviz kaçakçılığı gibi kaçakçılık fiilleri DMK katalogunda sayılmıştır. Terör propagandası suçu hiçbir kaçakçılık türüyle ilgisi olmayan, tamamen farklı içerikte bir suçtur.

Yukarıdaki sıralamadan da görüldüğü gibi, DMK 48/A-5 maddesinde terör örgütü propagandası suçuna dair hiçbir ifade yoktur. Bu suç, 48/A-5’teki katalogda yer alan suç tiplerinden biri değildir.
Terör Örgütü Propagandası Suçunun Hukuki Niteliği
Terör örgütü propagandası suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesi ile tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre, terör örgütünün cebir ve şiddet yöntemlerini öven veya meşrulaştıran propagandistik ifadeler bir yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Bu suç ayrıca basın-yayın yoluyla işlendiğinde cezası artırılır. Görüldüğü gibi bu suç, kanunda ayrı bir yerde ele alınmış olup ceza kanununda özgün unsurlarıyla düzenlenmiştir. DMK 48/A-5 listesinde benzer nitelikte bir suç tipi yer almadığı için, propaganda suçu bu kapsamda sayılmamıştır. Özetle, propaganda eylemi fikir özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilir; DMK 48/A-5’te benzer bir suç tipi bulunmamaktadır.
Kanunilik İlkesi ve Katalog Suç Kavramı
Ceza hukukunun temel ilkesi olan kanunilik gereği (“suç ve cezalar ancak kanunla konulur”), DMK 48/A-5 gibi bir kanun maddesinde suçlar açıkça belirtilmiştir. Bu madde bir nevi “katalog” oluşturmaktadır; kanunda yazılı olmayan başka bir fiilin bu listeye dâhil edilmesi mümkün değildir. Terör örgütü propagandası suçu, DMK’nın katalog suç listesinde yazılı olmadığı için, anılan madde kapsamına dâhil edilemez. Aksi yöndeki her türlü yorum, suçu kanundan çıkarmak ve ceza kanununu geniş yorumlamak anlamına gelir ki bu kanunilik ilkesine aykırıdır.
Yanlış Yorumlamalar ve Uygulama Sorunları
Uygulamada bazen propaganda suçu, “devletin güvenliğine” veya “anayasal düzene” karşı işlenen suçlar arasında gösterilerek DMK 48/A-5 listesinin içerdiği suçlarla eş tutulmaya çalışılmıştır. Oysa bu yorum yanlıştır. 48/A-5’te her suç tek tek yazılıdır ve propagandaya dair bir suç tipi listede yer almaz. Hukuken açıkça belirtilmeyen bir suçu kanundan çıkarılmış gibi varsaymak mümkün değildir. Bu tür hatalı içtihatlar kanunilik ilkesine aykırı sonuçlar doğurur ve geçerli sayılmaz.
Sonuç
Sonuç olarak, terör örgütü propagandası suçu 657 sayılı Kanun’un 48/A-5. maddesinde açıkça yer almamaktadır. Dolayısıyla bu suçtan mahkûm olan bir kişinin DMK 48/A-5 uyarınca memurluğa girişe engel sayılması hukuken mümkün değildir. Kanunilik ilkesi gereği katalogda yazılı olmayan bir suçun 48/A-5 kapsamında değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Bu değerlendirme, kanun koyucunun açık düzenlemesi ve hukuk güvenliği ilkesi açısından kesindir.