Güzel Derlemişsin Arkadaşım Eline Koluna Sağlık
Ne olsa Biz Türk ler Hz. Muhammed in Övdüğü Necip Bir Irkız Kırk Değil Kırk Bin Söz Dahi Türk ün Kudretini Anlatmaya Yetmez Bence. Ve bu Sözler Bizim İçin Değil Ecdadımız İçin Sölenmiş İnşallah Bizlerde Bu Sözleri Hakedecek İşler Başarıp Ecdadımıza Layık Olabiliriz.
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
-
07-14-2007, 08:20 PM #1
TürkLer hakkında söylenen 40 söz! ....
TÜRKLER HAKKINDA SÖYLENENLER
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının
namuslu
olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını
şereflendiren
bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar
vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip
kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup
edilemezler"
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru
"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir
kasırgaya,
korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost
yanında ve
silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül
açan
bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek
tabiatı
da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair
"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt
edilmeyecek
olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan
bir
köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu
orada
görüp öğrenirsiniz." William
Martin
"Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş
imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir.
Dini,
sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve
hayranlık
kaynağıdır."
Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.
"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ
nehri
önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman,
tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni
parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün
esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar
bana
yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da
değilim;
istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin
esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar
alicenap,
bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak
yaşamak, bilsen ne kadar tatlı."
Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)
"Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen
bir
milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan
ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan
bol
bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir
engel
var: Türklerin yaşayan hatıraları!
Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de
silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte
bu
korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de
yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare
etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor
fakat
kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)
"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak
bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur.
Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır."
İbn-i Hassul
Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek
yüce
asalet ona tabiatın hediyesidir.
Pierre Loti
Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren
bir
sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır,
uygarlıklar
yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten
Avrupa'nın
yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün
olamazdı.
Çarnayev(Rus Komutan)
Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak,
katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış
bir
pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan
asker
gibi uyanık yürür.
Moltke
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli
insanlarıdır.
La Martine
Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.
Towsend (İngiliz Komutan)
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin
temeli
olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve
kötülüklerden
korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze
çarpıyor.
Auguste Comte
Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için
elmas
veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları
süslemiş
ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk
kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.
Lady Mary Wortley Montagu
Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif
tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek
mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz,
ayışığı
gibi görülür fakat gösterilemez.
Decamps (fransız ressam)
Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi
çevirip bozarlar.
Câhiz (Arap Bilgini)
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler
yoktur.
Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)
Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç
getirirler.
Comenius (Çek Bilgini)
Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık
yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.
William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)
Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir
ulustur.
Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen
bir
yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs
kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve
alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.
(Ünlü Tarihçi) Hammer
Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti
tuttuğu
eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü
günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde
her
zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.
Comenius (Çek Bilgini)
Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en
halis efendi millettir.
Kayzerling
Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O
hayata
ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.
Molkte
Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların
yarasını sarmakta da ustadır.
Lord Byron
Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi
işe
el atarsa başarır.
Semame İbn-i Eşreş
Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü
anlamak
için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten
zevksiz bir perde oluyor.
Gelland (Fransız Bilgini)
Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse
çekinmeden
canını feda eder.
Albert Einstein
Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.
Andreas Phitiades
Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler.
Albert Sorel
Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem
verilmez.
Baron Büsbek
On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir
Türk'e
bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir.
Eğlenceleri
ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar
övülse yeridir.
Charles Mcfarlene
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin
mesleği
askerliktir.
Donaldson
Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında
düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.
Donaldson
Türklerle dost ol ama düşman olma.
Gianni de Michelis
Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.
Hamilton
Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker
yoktur.
Hamilton
Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır.
Ülkeleri
değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında
sarsılması
hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır.
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler
vardır
ki uygarlık için birer süs olmaktadır.
Hammer
Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler
yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı
ile
savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.
Sir Julien Corbet
Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız.
Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.
Mulman
Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde
temiz
yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı
borçlu
oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde
olduğu
gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların
övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık
kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten
çekinmeleridir.
Monradgea D'ohsson
Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler
hangi
mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar
ve
yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında
hiçbir
fark gözetmezler.
Monradgea D'ohsson
Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve
adi
iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki
körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere
acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap
oluyor.
Pierre Loti
Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil
çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.
Thomas Thorsten
"Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu
kahraman
milletin tarihi eski ışığını bulacaktır."
Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı
ALINTIDIR.................
-
08-11-2007, 04:08 AM #2Junior Member
- Üyelik tarihi
- Aug 2007
- Mesajlar
- 4
Selam
Adamın Adamı Değil Davanın Adamıyız.
-
09-04-2007, 07:48 PM #3
Türk sözcüğünün anlamı; “Güçlü, kuvvetli, miğfer, türemiş, şekil kazanmış” demektir. Türk kelimesinin geçtiği ilk devlet, Göktürk (Kök-Türk) imparatorluğudur. Orhun Kitabelerinde Türk kelimesi, bazen Türk, bazen de Türük olarak yazılmıştır. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud; “Türk adının Türkler’e, Tanrı tarafından verildiğini belirterek, Türk adının “Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı”demek olduğunu belirtir.
Göktürk kağanı Bilge Kağan kitabesinde günümüz Türkçesi ile Türk ve Türkler hakkında şu önemli açıklamalar yer almaktadır; “Türk milletinin adı-sanı yok olmasın diye, beni, o gök tanrı, kağanlık tahtına oturtmuştur... Babamızın ve amcamızın kazanmış olduğu, milletin adı-sanı yok olmasın diye, Türk milleti için, gece uyumadım, gündüz uyumadım. Küçük kardeşim Köl Tigin ile... Ölürcesine çalıştım kazandım... Tanrı lütfettiği için, ben kazandığım için, Türk milleti kazanmıştır. Ben kazanmasa idim, Türk milleti ölecek idi, yok olacak idi. Türk beyleri, milleti. Böyle düşünün! Böyle bilin!.. Türk beyleri Türk adını terk etti. (Babam Kağan) Türk töresini terk eden (beyleri ve ) milleti, ecdadımızın töresince eğitmiş ve yetiştirmiş... Türk ve Oğuz beyleri, milleti işitiniz-duyunuz. Yukarıdan gök çökmese, aşağıda yer delinmese, Türk milleti, senin ülkeni ve töreni kim bozabilecek idi. Türk milleti! İrkil! Kendine gel!..” demektedir.
Türkler, dünyanın en büyük 8 devletinden 3’ünü kuran bir millettir. Türkler, kavimler göçü (375) ile İlk Çağ’ı kapatmış, Orta Çağ’ı başlatmış, İstanbul’un fethi ile (1453), Ortaçağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı başlatmış olan çağlara yön veren bir millettir. Türkler, üç kıtada hüküm sürmüş, miladi iki bin yılının yarısında dünya hakimiyetine sahip olmuş ve hakimiyet yıllarında dünya barışını sağlamış yegane bir millettir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e “Türk Kimdir?” sorusu sorulunca, Atatürk; “ Bana bir kalem ve kağıt getirin” der ve sorulan sorunun cevabını kağıda şunları yazarak cevaplandırır; “Bu memleket dünyanın beklemediği asla ümit etmediği, bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedi bin senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı.
Onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiatın çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu. Türk, budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”
“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir, dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanıyor? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”
Katolik Avrupa tarafından kendisine Hıristiyanlığın şövalyesi unvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:
“Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler” diyerek nasihat etmiştir.
Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George'nin: “Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu'da nesi var? Orada medeniyet vesikası olarak ne kalmışsa Yunan'ın, Roma'nın, Bizans'ındır Türklerin Anadolu'daki evleri sazdan ve kerpiçten harabelerden ibarettir. Şimdi böyle bir âlemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl bırakırsınız?” demesi üzerine henüz aklını ve vicdanını yitirmemiş bir batılı düşünür olan Eugene Pitard ın Cenevre'nin ünlü bir gazetesinde Lloyd George'a cevap olarak: “Efendiler, Konya'daki İnce Minare'nin kapısı ile, İstanbul'daki muhteşem Süleymaniye'nin kubbelerini yapan millete karşı böyle söylenemez. Haddinizi biliniz...” diyerek gerçeği tam yansıtan bir cevap vermiştir.
Bu Millete Uşaklığı Öğretemedim
İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Atatürk, ziyafetten önce:
- “Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz.” dedi.
Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam, Kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:
- “Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim” diyerek memnuniyetini bildirdi.
Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a dönerek:
- “Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim” dedi. Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekâsına hayran oldular. Atatürk garsona da “görevine devam et” emrini verdi.


LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile cevapla
Yer imleri