Evrensel Hayvan Hakları Bildirisi
15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi
1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.
3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.
13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.
14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.
Heyvanlar Aləmi
Printable View
-
08-31-2007, 03:14 PMAhdesHeyvanlar Aləmi
-
08-31-2007, 03:17 PMAhdesKuşların Dünya'ya Geldikleri İlk Anlar
[
[
[
[
[
[
[
[ -
08-31-2007, 03:19 PMAhdesKanguru Yavrusunun Gizemi
[
Yeni doğmuş bir kanguru yavrusu, ilk anlarda bir fasulye tanesinden daha büyük değildir ve bacakları henüz gelişmeye başlamıştır. Ayrıca kanguru yavruları ilk doğduklarında kördürler. Çünkü memeli yavrularının tümünün anne karnında geçirdikleri bir dönemde dünyaya gelen yavrular tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle yavru kangurular için annelerinin vücudunda hazırlanmış olan tüylü kese çok önemli bir korunma yeridir. Bu kese yavru büyüdükçe genişleyecektir. Kesenin girişinde yavrunun fırlamasını engelleyen özel kaslar vardır; bu kaslar, anne kanguru suya girdiğinde de içeriye suyun dolmasını engelleyecektir.
Kanguruların sütü de yavruların tam ihtiyacı olan özelliklerdedir. Yavrunun büyümesiyle birlikte sütün içindeki maddeler değişir. Sütün bileşimindeki yağ ve diğer bileşikler yavrunun büyümesine paralel olarak zamanla değişir.
İlk yavru bu besleyici sütü emmeye devam ederken hemen ardından doğan ikinci yavru için, hazmı kolay olan süt verilmeye başlanır. Üçüncü yavru dünyaya geldiğinde ise, farklı nitelikte üretilen sütlerin sayısı üçe çıkar. Her yavru kendine hazırlanan sütü kolaylıkla bulur, hiç karışıklık olmaz. Bu beslenme sisteminin özel bir yaratılışın eseri olduğu çok açıktır. Anne kangurunun bu işi bilinçli olarak düzenleme imkanı yoktur.
Bir hayvan, nasıl olur da, farklı büyüklüklerdeki yavruların ihtiyacı olan sütlerin bileşimini hesaplar? Hesaplasa bile, bunu nasıl kendi vücudunda üretebilir? Bu üç ayrı sütü, üç ayrı kanaldan nasıl verebilir?
Kuşkusuz kanguru bunların hiçbirini kendisi yapmamaktadır; onun, vücudundan çıkan sütün üç ayrı türü olduğundan haberi bile yoktur. Bu, olağanüstü işlem, kangurunun yaratılışındaki ihtişamdan kaynaklanmaktadır -
08-31-2007, 03:22 PMAhdesTsunami Sonrası Karaya Vuran Yaratıklar
Tsunami Sonrası Karaya Vuran Yaratıklar
[
[
[
[
[
[
[
[
[
[
[
[ -
08-31-2007, 03:23 PMAhdesKarıncaların Boğulmaması
Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılsak, nefes alamadığımız için oksijensizlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.
Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.
Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.
Yine de bir aksilik olur, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına veya yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.
Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınların kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?
Mikrodalga fırınlarında ışın yoğunluğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıdır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pissin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az yoğun olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez. -
08-31-2007, 03:25 PMAhdesİnsanlık ayıbı
Hayvanlar Kadar Olamayan Bizler İçin....İNSANLIK AYIBI...
İspanya’nın Seville kentinde yapılan boğa güreşlerinde yaşanan insanlık ayıbını bir at ortaya çıkardı.
İspanya’nın Seville kentinde her yıl nisan ayında yapılan boğa güreşi festivali yine kanlı bir güne sahne oldu.
[
Matador Diego Ventura atının üzerine gururla oturdu ve ‘şova’ başladı.
[
Ventura’nın kılıçlarının hedefi boğaydı. Yüzündeki ifade aslında kimin vahşi olduğunu ortaya koyuyor. Başka söze gerek yok…
[
Matadorun her yeni kılıç darbesi binlerce İspanyolu kendinden geçirdi.
[
Boğaya sapladığı kılıçlarla tatmin olmayan Ventura, daha çok alkış için boğanın kulaklarını da kesti.
[
Tribünlerden gelen mükafatını alan kahraman sevinç çığlıkları atarken yaralı boğa hemen yanı başında can çekişiyordu.
[
O sırada boğaya yaklaşan matadorun atı insanlık dersi verdi. Binlerce insanın göstermediği merhameti gösterdi ve boğanın yaralarını kendince iyileştirmeye çalıştı.
[ -
08-31-2007, 03:26 PMAhdesyarasalar niçin kan emer??
Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.
Dünyada 900 değişik yarasa cinsi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onlarıvampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlıböcekleri yiyerek insanlığa faydalarıdokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde 300 böcek yiyebilir. Muz, avakodo gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmalarıiçin polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.
Şimdi gelelim yarasaların şaşırtıcıözelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısıolarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın
en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland'da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısıbüyüklüğündedir.
Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgalarıyayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları20 binin üzerinde, yani ultrasonik olduklarıiçin insanlar bunlarıduyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi ile bu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlıgönderdiği ses dalgalarısayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarınıanında saptayabilirler.
Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığıbeklerler. Sıcak kanlımemeli hayvanların kanlarıile beslenen yarasalar genellikle atlarısığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayıönleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasınısağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanınıemdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.
Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısıkadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkasıyardımcıolur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıklarıgörülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlıtopluluğu vardır. -
08-31-2007, 03:27 PMAhdesHayvan resimleri
[
[
[
[
[
[ -
08-31-2007, 03:28 PMAhdesHayvan resimleri-2
[
[
[
[
[
[
[
[ -
08-31-2007, 03:29 PMAhdesHayvan resimleri-Atlar
[
[
[
[
[
[
[ -
08-31-2007, 04:05 PMKaRTaNeSii
ellerine sağlık mystery :alqis: çok güzel olmş
ama boğa güreşi resimlerinde çok ağladım :meyus:
insanlar bile bu kadar olamıyo işte bu yüzden hayvanları insanlrdan daa çok seviyorum :angry: :meyus: -
08-31-2007, 04:18 PMKaRTaNeSii
[
[
[[/list] -
08-31-2007, 04:22 PMElif
Çok güzel bilgiler bacım ellerin dert görmesin. Uzun zamandır böyle güzel konular açılmıyordu ilaç gibi geldi bana :canim:
-
08-31-2007, 04:42 PMAhdes
Teşekkürederim Elif hilal begenmenize sevindim :D
-
08-31-2007, 04:43 PMAhdesKarincalarin Üstün Zekasi
[
Karıncaların müthiş zekası şaşırtıyor
"Eciton burchellii" türü karıncalar, yiyecek taşıyan işçilerin yuvaya rahatça dönebilmelerini sağlamak için yol üstündeki çukurları kendi gövdeleriyle dolduruyor
"Hayvan Davranışı" adlı ihtisas dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma, kolonideki bazı karıncaların, yoldaki çukurları kendi bedenlerini kullanarak doldurmayı görev edindiğini gösterdi. İngiliz Bristol üniversitesinden biyolog Scott Powell ve Nigel Franks'in çalışmasına göre, "yolun yüzeyinde yapılan değişiklikler, ganimet taşıyan karıncaların son sürat yuvaya dönmelerini sağlıyor."
Araştırmacılara göre, "E. burchellii" kolonilerinde birey sayısı 700 bini bulabiliyor. Karıncaların üçte biri her gün ya da iki günde bir yiyecek bulmaya çıkıyor. Bu tropikal karınca türünün üyelerinin boyları ilginç şekilde birbirlerinin beş katına kadar çıkıyor. Araştırmacılar, sadece ortaya çıkan çukur büyüklüğünde gövdeye sahip olan hayvanların "cuk oturarak" çukurları kapadığını tespit etti.
Daha küçükler ve daha büyükler ise yollarına devam ediyor. Yolda karşılaşılan herhangi bir çukur, en geç 30 saniyede dolduruluyor. Gövdesiyle çukuru dolduran karınca, hemcinslerinin sırtına basarak geçip gitmesini bekliyor. 5 saniye boyunca tepesine basan olmazsa çukurdan çıkıp yuvaya yöneliyor.
Araştırmacılar, karıncaların yoluna engeller koyarak gözlem ve karşılaştırmalar da yaptı ve gördüler ki, bir grubun içindeki "ihtisas sahiplerinin" varlığı, bütün grubun performansını iyileştiriyor. Söz gelimi, 200 bin bireyden oluşan gruptan 7500 karıncanın engellerin aşılmasını kolaylaştırması halinde, yuvaya taşınan yiyecek miktarı dörtte bir artıyor. Uzmanlara göre, yuvaya taşınan yiyecek miktarı ne kadar çoksa koloni o kadar büyüyor. Karıncalar da, bu durumun farkında oldukları için eve dönüşü kolaylaştırıyor... -
08-31-2007, 05:50 PMKaRTaNeSii
[
ne masum ama değil mi -
09-01-2007, 12:22 AMmechulasker
TEBRİK EDERİM GERÇEKTENDE ÇOK GÜZEL Bİ KONUYA DEGİNMİŞSİNİZ ELLERİN DERT GÖRMESİN MyStery :alqis:
-
09-01-2007, 12:25 AMmechulaskerÇOK TATLI YA . :D :D HEMDE ÇOK MAHSUM. KÖPEYİMİ ÖZLEDİM BEN :( :meyus:Alıntı:
ByN_VuRGuN Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 12:41 AMfidan494
aha mənim balıqlarım da burdadır :D
[
Teşekkürler Mystery :rose: -
09-01-2007, 12:52 AMElif
Garip ama ben de Kutup Tilkilerini seviyorum :oops:
Tilki Kürkünden Top
[
Fotoğraf: Norbert Rosing
Norveç'in Svalbard takımadasında vücut sıcaklığını korumak için bir kar birikintisi üstündeki kutup tilkisi (Alopex lagapus), sıcacık, kabarık tüylü postuna gömülüp kıvrılmış. Üç ila beş kilogram ağırlığıyla en küçük tilki türleri arasında yer alan kutup tilkilerinin ufak kulakları, kısa burunları, ısı kaybını minimum düzeyde tutan kalın kürkleri var. -
09-01-2007, 12:55 AMmontoyaee,tamam hayvanı tanıdıkta,anlamadım şimdi ben,senin tilkinmi var elif bacım??? :super:Alıntı:
Elif Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 01:08 AMElifBuzdolabında besliyorum :twisted:Alıntı:
montoya Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 01:08 AMfidan494
mən de heyvanları çox sevirəm o vaxtlar quzu, toyuq, cücə, pişik, it, dovşan, göyərçin, hinduşka yığmışdım evə hamısını :D
onları həmişə sevək, incitməyək :canim: -
09-01-2007, 01:09 AMElif
Kutup tilkisi için uyku dinlenmenin ötesinde bir olay. Eğer bir kutup tilkisi kar üstünde doğum yaparsa, yavru kısa sürede donup ölüyor. Çünkü, annesini soğuktan koruyan kalın kürke henüz sahip değil. İşte bu nedenle, anne tilki uzun süre yavrusunu sararak korumak ve bu süre içinde hareket etmeden uyumak zorunda. Ancak, tilki uyuyabilmek için en az 27 derece sıcaklıktaki havayı solumak zorunda. Oysa kutuplarda böyle bir sıcaklık mümkün değil. Bu gereksinmeyi karşılamak için, olağanüstü zeki bir strateji geliştiriyor. Top gibi büzülerek uyuyor ve böylece, ayaklarıyla burnu arasında sıkışıp kalan sıcak havayla hem kendi kendini ısıtıyor hem de uyuyabileceği bir ortam yaratıyor.
-Tıpkı üstteki resimde olduğu gibi :)-
[ -
09-01-2007, 01:13 AMElifKutup Tilkisi
Değişen iklim şartlarına ve çevreye göre bu tilkinin kürkü de değişir, en uygun hale gelir.
Yazın eriyen buzla ortaya çıkan toprak, tilkinin saklanması ve avına usulca yaklaşması için bir problem oluşturmaz. Çünkü kürkü, artık üzerinde dolaştığı toprakla aynı renkte, kahverengidir.
[
Kışın kar ve buz her yeri kapladığında ise tilki yine bir sorun yaşamaz. Kürkünün rengi değişir ve bembeyaz olur. Bu beyaz dünyada onu çevreden ayırt etmek yine imkansız gibidir.
Kısacası her iki durumda da tilki ortama en uygun kamuflaj giysisi içinde, kendini diğer hayvanlara sezdirmeden dolaşmaya devam eder. -
09-01-2007, 01:18 AMElifKutup Tilkisi
[
[
[
[ -
09-01-2007, 01:22 AMmontoyahehe maşallah,dolap değil dağ etekleri mübarek :aferin: :aferin:Alıntı:
Elif Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 02:24 AMzynp
Resimler güzel verdiğin bilgiler bir o kadar daha güzel..Çok güzel bir komposizyon kurmuşsun MyStery..Bu güzellikleri paylaştığın için çok teşekkürler..Ellerine,yüreğine,düşüncene ve paylaşımına sağlık.. :aferin:
-
09-01-2007, 02:34 AMAhdesBen teşekkürederim zynp begendigine sevindim :canim:Alıntı:
zynp Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 02:42 AMAhdesKürkü İçin Avlanan Foklar...Bitsin Bu Fok Katliamı..
Kanada’da ‘büyük katliam’ başladı
Av sezonunda, 300 binden fazla fok, insanoğlunun kürk merakı uğruna sopalarla vurularak öldürülecek.
[
Kanada hükümeti 325 bin fokun öldürülmesine izin verdi.
KANADA - Çevrecilerin “büyük katliam” dediği fok avı itirazlara, protestolara rağmen Kanada’da başladı.
Kanada’da hükümetinin ticari alanda kullanılmak üzere 325 bin fokun öldürülmesine izin vermesinin ardından av sezonu başladı. Av sezonu, ilk olarak 91 bin fokun sopalarla öldürülmesinin beklendiği Magdalen Adaları çevresinde başladı. İkinci ve daha büyük avlanma ise 4 Nisan’da Terre-Neuve eyaletinde başlayacak.
Hayvan hakları savunucuları ise gelişmeler karşısında üzgün. Aralarında eski Fransız film yıldızı Brigitte Bardot’un da bulunduğu hayvan haklarını savunan birçok kişi ve kuruluş, çabalarına rağmen sezonun başlamasını engelleyemedi.
[
Çok sayıda hayvan hakları savunucusunun, “foklara zulüm etmekle” suçladıkları avcıları gözlemek ve filme almak amacıyla gemi ve helikopter kiraladıkları kaydediliyor.
Kanada hükümeti ise, acvcılığın ekonomiye önemli bir destek sağladığını belirtiyor ve 6 milyon fok sayısının sabit kalmasını sağladığını belirtiyor.
[
Kanada, 500 yılın en büyük fok katliamını başlattı. Bu yıl, çoğu 36 saatlik büyük avda 300 bin, üç yılda 1 milyon fok ölecek.
25 yıl önce uluslararası baskı üzerine, yetişkin olmayan fok balıklarının derisi için avlanması ülkede yasaklanmıştı. O sıralar dünya, ellerindeki bebek fokları bıçaklarıyla kesen avcıların görüntüleriyle sarsılmıştı. 1972 yılında ABD, fok ürünleri ithalatını yasaklamış, 10 yıl sonra AB de bebek foklardan elde edilen derilere karşı aynı yolu izlemişti. Bu nedenle Kanada, yıllık fok avlama kotasını et ve ülke içindeki tekstilde kullanılmak üzere 15 bine indirmişti.
Ancak kürk modasının canlanmasıyla geçen yıl kotayı yükselten Kanada, üç yılda 1 milyon fokun avlanabileceğini duyurdu. Bu kapsamda dün başlatılan uygulamada bu kez silahlar kullanılacak. Kanada'nın Doğal Kaynaklar Bakanı John Efford, avlanmanın diğer yıllara göre çok daha 'insani' olduğunu, fok popülasyonunun arttığını ve ticari stoklarının azaldığını söyledi.
Yetkililer, Kuzey Atlantik'te 5.2 milyon fok bulunduğu tahmin ediliyor. Kanadalı yetkililere göre nesli tükenme tehlikesi bir kenara, foklar, morina balığı stoklarını tüketiyor. Hayvan hakları örgütleri ise yetkililerin, balıkçılık konusundaki kendi yönetim hatalarının suçunu foklara attığını söylüyor.
Uluslararası Hayvan Hakları Fonu (IFAW), 'canlı fokların gözlerinin önünde derilerinin yüzüldüğünü, henüz can vermemiş halde vücutlarına kancalar geçirilerek botlara çekildiklerini ve öylece ölüme bırakıldıklarını' kameraya aldıklarını açıklamıştı.
En çok derileri için avlanan fokların eti de çoğunlukla, kürk hayvanlarına yediriliyor. Foklardan çıkarılan yağlar 'afrodizyak' olarak pazarlanıyor, ayrıca kozmetik sanayide kullanılıyor. Fok derisinden ayakkabı, çanta üretiliyor. -
09-01-2007, 02:46 AMAhdesKırmızı Panda
Kırmızı Panda
[
[
[ -
09-01-2007, 02:47 AMmontoya
[
-
09-01-2007, 02:54 AMAhdesİspanya'daki 'Vahşi' Festival...
[
[
[
[
[
[
[
[
[
Bunları yapanları kınıyorum ve insanlıgımdan utanıyorum
:meyus: :meyus: :meyus: -
09-01-2007, 02:58 AMAhdesSomon Balıklarının İnanılmaz Yolculuğu
[
Kafanızda şöyle bir sahne canlandırın: Bir şehirdeki herhangi bir evde dünyaya gelip burada büyüyorsunuz. Yetişkinliğe erince de evi terk edip, dolaşa dolaşa buradan 1500 km kadar uzağa gidiyorsunuz. Aradan seneler geçtikten sonra doğduğunuz eve dönmek istiyorsunuz. Sadece bir kere geçtiğiniz sokakları tek tek hatırlayıp eve dönebilmeniz ne kadar olası?
Somon balıklarının tamamı akarsularda, annelerinin bıraktıkları yumurtalardan çıkarak dünyaya gelirler. Birkaç hafta boyunca dünyaya geldikleri yerde avlanarak gelişirler sonra da denize açılır ve burada bir kaç yıl geçirirler. Balık iyice geliştiğinde geri dönüş yolculuğu başlar. Somon balığının hedefi yumurta olarak dünyaya ilk geldiği yerdir.
Bu oldukça zor bir iştir çünkü balığın dönüş yolculuğunda kat etmesi gereken mesafe bazen 1500 km 'yi bulabilmektedir. Somon balığı eve dönebilmek için seneler evvel içinde gezindiği akarsuyun, denize döküldüğü ağzını bulmalıdır. Hiçbir somon balığı bu konuda asla hataya düşmez; denize çıktığı akarsuyun ağzını tek bir seferde bulur.
Ancak doğru nehrin ağzına ulaşmak tek başına yetmez: Balık, karanın oldukça içlerinde, dünyaya geldiği ırmağın kolunu da bulabilmelidir. Şimdi bu yere ulaşabilmek için, nehrin her iki kola ayrılışında doğru tarafa yönelmek zorundadır. Somon balıkları bu tercihlerinde de hata yapmaz, her seferinde doğru nehri bulurlar.
Somon balıkları, yollarını bir av köpeğinin ki kadar hassas olan koku duyularından faydalanarak bulurlar. Ancak somon balıklarının "koku duyu"larıyla açıklanamayan özellikleri de vardır.
Bir deneyde somon balığı yavruları, doğdukları yerden oldukça uzağa, nehrin ana koluna götürülerek bırakılırlar. Bu esnada özel kaplar içinde kara yoluyla taşınırlar. Yapılan gözlemlerde, yavruların denize açıldıktan tam üç yıl sonra doğdukları yere döndükleri görülmüştür.
Kara yoluyla yaptıkları yolculuk düşünülecek olursa, kendilerinin yumurtlama yerine götürecek olan koku dizisinde eksiklik olduğu fark edilir. Peki somonlar bu eksik verilere rağmen doğru yolu nasıl bulmuş olabilirler?
Somon balığının yol bulmada kullandığı ne olursa olsun bunun kaynağının, ne kendisinin ne de tesadüfler olamayacağı kesindir. -
09-01-2007, 03:03 AMfidan494Re: İspanya'daki 'Vahşi' Festival...::yeriyox:: ::yeriyox::Alıntı:
MyStery Nickli Üyeden Alıntı
-
09-01-2007, 03:06 AMAhdesDünya'nın En Küçük Hayvanları...
DÜNYA'NIN EN KÜÇÜK HAYVANLARI.(Şaşırmamak elde değil)
Brezilya'da yaşayan 'Cüce Maymun' 4 santimetre boyuyla görenleri hayrete düşürüyor...
[
'Ducky'- Dünyanın en küçük köpeği unvanına sahip...
[
Dünya üzerinde yaşayan en küçük bukalemun türü..
[
Dünyada yaşayan en küçük kertenkele türü ...
[
Dylan-İngiltere'de yaşayan en ufak köpek türü...
[
Küba ormanlarında yaşayan 'sinek kuşu' kuş türünün en küçük örneği...
[
Mr Peebles-Dünyanın en küçük kısa tüylü ev kedisi...
[ -
09-01-2007, 03:18 AMAhdesKöpekler Çikolata Yerse Neden Ölür?
Köpekler Çikolata Yerse Neden Ölür?
[
Evde beslediğimiz kedi, köpek gibi hayvanlar, çikolata ve şeker, kek, kurabiye, çikolata cipsi, kakao tozu, kakao çekirdeğinin kabuğu gibi kakaolu ürünlere çok sık maruz kalırlar. Ancak köpekler bu gibi kakaolu ürünlere oldukça duyarlı olduklarından sık sık zehirlenebilmekte, hatta bazen ölüme kadar varabilen vahim sonuçlarla karşılaşılabilmektedir.
Türkiye’de Ramazan ya da Kurban Bayramı gibi evde çikolata ve ürünlerinin en fazla bulunduğu zamanlarda bu tipten zehirlenme vakalarına daha fazla rastlanmaktadır. Birçok köpek için kakaolu ürünler çekici gelmekte ve onları yemekten zevk almaktadırlar. Köpekler doğaları gereği ayrım yapmadan bunları yediklerinden, kedilerden daha çok etkilenirler.
Neden Çikolata Köpekler İçin Zehirli?
Bilindiği gibi çikolata kakaodan yapılan tatlı bir yiyecek. Kakao ya da Hintbademi Ağacı 10-15 m. boyunda ve vatanı Amerika ve Batı Afrika olan kaviflor (çiçeklerin yaşlı dal ve gövdelerden çıkması olayı) bir bitki, meyveleri kavun şeklinde, küçük bir salatalık büyüklüğünde, ucu sivri, tazeyken limon sarısı-kırmızı renkte, kuruduktan sonra daha koyu olan ve açılmayan kapsüllerdir. Meyveleri çok tohumludur. Beyaz ya da açık mor renkteki ve badem şeklindeki tohumları kakao tanelerini teşkil eder. Meyveler içerisinden çıkarılan kakao tohumları ya hemen ya da bir süre fermentasyona bırakıldıktan sonra kurutulur. Fermentasyon sonucu acı lezzet kaybolur ve aromatik bir koku meydana gelir.50 meyveden yaklaşık 1 kg tohum elde edilir. Taneler kavrulur, kızılımsı kahverengi un haline getirilir ve yağı çıkarılır. Yağ çıktıktan sonra katılaşan kakao, yeniden öğütülerek çok ince toz haline getirilir ki bu toz, kakao tozunu teşkil eder. Bunun bileşiminde kafein ve teobromin gibi metil ksantinler bulunur. Ancak çikolata yapımında kullanılırken kakao yağı çıkarılmaz. Bu şekliyle yaklaşık yüzde 40 karbonhidrat ve yüzde 18 protein içeren bol kalorili bir besindir. Asıl zehirli kısmı ise içerdiği teobromin’den ileri gelir.
Etkisini Nasıl Gösteriyor?
Bu tipten zehirlenmelerde merkezi sinir sistemi uyarısı, işeme ve kalp atımının hızlanması (taşikardi) metil ksantinlerin hücre içi adenozin reseptörlerini engellemesiyle ortaya çıkar. Bunlar ayrıca hücre içindeki kalsiyum yoğunluğunu da yükselterek kalp ve iskelet kasının kasılabilirliğini artırırlar. Bunun yanı sıra hücre içindeki siklik adenozin monofosfat (cAMP) yoğunluğunu da artırdığından adrenalin ve noradrenalinin salıverilmesi de dolaylı olarak hızlanır.
Duyarlılık ve Klinik Belirtiler Nelerdir?
Teobromin ve kafeinin her birinin öldürücü dozu 100-200 mg/kg’dır. Ama ağır zehirlenmeler ve yaşamı tehdit eden klinik belirtiler bu dozların altında da görülebilir. Amerika Birleşik Devletleri Hayvan Zehir Kontrol Merkezinin (APCC) verilerine göre, 20 mg/kg teobromin alanlarda orta dereceli klinik belirtiler, 40-50 mg/kg teobromin alanlarda ağır belirtiler ve 60 mg/kg teobromin alan köpeklerde de felçler görülmektedir. Metilksantinler plasentayı geçerek anne karnındaki yavruyu da etkiler. Ayrıca süte de geçtiklerinden henüz süt emen yavrular da bundan etkilenirler. -
09-01-2007, 03:26 AMAhdesKarışık hayvan resimleri
[
[
[
[
[
[
[ -
09-01-2007, 04:00 AMElif
Çox şirindirler eee nece eziyyet edir insan bunlara :meyus: ::yeriyox::
-
09-01-2007, 11:46 AMKaRTaNeSiiRe: İspanya'daki 'Vahşi' Festival...BOŞUNA İNSANLIĞINDAN UTANMA MYSTERY BUNLARIN İNSANLIKLA ALAKALARI BİLE YOK VAHŞET RESMEN :meyus: :meyus: : meyus:Alıntı:
MyStery Nickli Üyeden Alıntı
