1 sonuçtan 1 ile 1 arası
-
06-04-2007, 01:26 PM #1Member
- Üyelik tarihi
- Apr 2007
- Yer
- Türkiye
- Mesajlar
- 33
ROMAN
ROMAN
Sevdası uğruna kilitli kaldım yüreğinde. Mahkûmiyetin sınırları benliğimi çoktan aştı. Dürüst ve sakin bir mizaç sergileyelim derken hepten battım çamura.
Ölmek kafi gelir mi yıkılmış dağların yeşillerini geri getirmeye. Belki sınırların ötesinde bir şehir olsa, kaza’lara muhtaç kalmış bir birey gibi yaşardım uzaklarda.
Ama olsun, yaşamak ölmenin diğer yarısıdır. Tıpkı sevginin, ayrılığa gebe olduğu gibi...
Zaten gülüşünden anlaşılır sevenin aşikar bakışları. Bir mahçup, bin mahkum gelir yüreğine.
Ötelerde, çok uzaklarda da olsa bir sıcaklık eritir yüreğinde.
Karanlık pencerelerin, ay ışığında aydınlatıverir yüzünü. Dürüstlüğü ve saflığı etkiler en çok seni.
Kazanmamışken kaybetmekten bahseder. Yitirmekten, yitirilmekten korkar daha hissetmediği o teni.
Bin-bir oyun, bin-bir lâtife yollar sana çok uzaklardan.
Bir romana sığdırır iki günlük satırları. Okuduklarına benzetir yaşamını. ‘Acaba olsam, yaşar mıydı, yaşatır mıydı beni o romanda ki aşklarda’ der içinden.
Bir çıkış yolu arar. Ona ulaşmanın, onunla hasbıhal etmenin bir yolunu arar durur.
Yıllarca ıstırap çekmeye alıştırılmış bir yüreğin, biraz olsun tebessüme ihtiyaç duyduğunu hatırlatır hep.
Kimi zaman kaçmayı ister, kimi zaman kırarak bütün zincirleri koşmayı hedefler.
Ne istediğini bilemez tam anlamıyla. Belki yine yorulurum diye düşünür. Belki de gerçekten budur romanlarda ki aşk der içinden...
Ya yanılırsam yine diye kuşku duyar. Ya yine incinir de delirirsem bu ihanetler içinde.
Ya saflığımla açtığım bu düşlerin arkasında duran sahtekârlığı görü verirsem, açık gözlerimle diye düşünür.
Bir yığın suallere, hesaplara boğar düşüncelerini. Yok der, olmaz, olamaz böyle bir şey.
Bir daha katlanamam, en iyisi yalnızlığın kollarından ayrılmamak diye düşünür.
Düşünür, düşündükçe yorulur. Yakılan, dolaşan dillerin, kahkahalara boğulmuş sohbetlerin içene dalar.
Kararsızlığını yenemez kararlarıyla!
Düşündükçe vazgeçilmez bu yığıntılardan der. Ve
Yine vazgeçemez ummadığı, tanımadığı romanlarda ki aşkından...
Böyledir insanın yüreği. Fırsat verdiği müddetçe müebbet’e mahkûm eder yüreğini.
Sevgi seli sınırları içinde boğulmak mı, yoksa ihanetin kara kapı aralığından bakmak mı diye düşünür.
Bir roman aşkına tutulur yüreği. Köstek olmuş bütün beyinleri çıkarır, koyar hayatının en ücra köşesine...
Yaşamak ölmenin yarısıdır der içinden. Kazanmamış bir yüreğin kaybetmeliği daha kolay olur der.
Kızar kendi kendine. Daha çok erken! Büyümedim bile. Nedir bu çelişkilinin çatılışı diye sorgular kendini.
Ne olursa olsun yaşamın dallarında sıkı-sıkı tutunmalı, rüzgar nereden eserse o yöne savrulmamalıyım der. Evet en doğrusu, en kararlısı bu diye düşünür.
Kazanmalıyım daha kaybetmemişken. Yitirmemeliyim çocuksu düşlerimi.
Hayat beni kendi girdabına çekmemeli.
Ben daha küçüğüm!
Büyümeli ve büyütmeliyim bu hayatı! Diye düşünür...
Ve sımsıkı sarılır romanlarında ki bahar rüzgârına!!!
pusAzerbaycan! Azerbaycan!
Ey kahraman evladın, şanlı vatanı!
----------------------
Pusula olsun,
Pusu'da bırakmasın yaşadıklarınız....


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile cevapla
Yer imleri