Şiirlerde İnleyen Yurt: Karabağ
Vatan sevgisi, memleket özlemi edebiyatta en çok işlenen temalardandır. Birçok şair ve yazar, doğup büyüdüğü, her bir köşesinde acısıyla tatlısıyla hatıralarının geçtiği vatanını eserlerinde ele almıştır.
Vatanın resmedildiği bu mısralarda burcu burcu hasret kokar, özlemin yürek yakan acısı hissedilir her satırda. Hele hele bu özleme bir de uzun süreli ayrılıklar eklendi mi, bu kez, satırlarda aksiseda bulan hasret can yakar, yürekleri sızlatır, bu durumda gözlerin nemlenmesi kaçınılmaz olur.
Mesele, vatanın en güzel parçasının elden çıkması olunca bahsedilen duygular en yoğun şekilde yaşanır. Vatan hasretiyle yanıp tutuşanlar, yurdunu yuvasını, hafızalarının bir köşesinde kutsî bir değer olarak her daim saklı tutarlar. Her şey, yurdundan uzak olanları sılaya alıp götürmek için âdeta fırsat kollar. Çoğu zaman, bir kuşun havada nazlı nazlı süzülmesi, bir ilkbahar yağmurunda topraktan süzülüp gelen güzel bir koku, akşamüstü vatanında esen rüzgârı hatırlatan bir esinti, bahçedeki boynu bükük bir gülün mahzun hâli, bazen de vatanda dinlenilen bir musiki parçası yurdundan ayrı düşenleri hüzne boğar. Bunları, gözlerin nemlenmesi ve hıçkırıkların boğazda düğümlenmesi takip eder. Artık bakışlara, duygulara ve söze her hâliyle hüzün hâkimdir. Gözlerden süzülüp gelen yaşlar o anki hâlet-i ruhiyeyi en güzel şekilde ifade eder; dil sussa da gözler konuşur. Bu duyguları günümüzde Karabağlı mülteciler, tâbir yerindeyse, iliklerine kadar yaşarlar. Doğup büyüdüğü, çocukluğunun geçtiği yurdunu kaybetmenin acısı, ızdırabı bir başkadır onlar için.
İnsan hakları, özgürlükler, dokunulmazlık gibi kavramların revaçta olduğu modern dünyada, nedendir bilinmez, Kafkasların bu köşesinde bu değerlerin esâmesi bile okunmaz. Dünyanın bir köşesinde meydana gelen hâdiselerin aynı anda dünyanın her yerinde takip edilebildiği bir zaman diliminde yaşanılan dramlara, iki ülke arasında oynanan bir futbol karşılaşması kadar bile ehemmiyet verilmemektedir.
Azerbaycanlı şairlerin Karabağ hakkındaki şiirlerinde vatanın kaybedilmesinin verdiği ızdırap ince bir sızı halinde hissedilir. Vatanın işgali şairlerin yüreğine köz gibi düşmüştür. İşgalle birlikte Azerbaycan edebiyatında yeni bir sayfa açılır. Birçok şair duygu ve düşüncelerini mısralarda dile getirmiş, yüreklerden süzülüp gelen hisler, şiirlerde vücud bulmuştur.
Azerbaycan’ın en güzel yöresi Karabağ, ilk defa 1988 yılında işgal edilmemiştir düşmanlar tarafından. Bu güzel topraklar, daha önce Çarlık Rusyası tarafından da istilâ edilmiştir. Yurdunu yuvasını terk etmek mecburiyetinde kalan Hamza Nigarî bu işgal için şiirlerinde gözyaşı döker. Cennet’e benzettiği vatanının düşman eline geçmesi şairin sinesini dağlamıştır. Bu acıyı şair, “Karabağım Kara Bağrım” başlıklı şiirinde şu mısralarla anlatır:
Sineme çekilen kara dağımdır,
Kara bağrım kanlı Karabağ’ımdır;
Kan eker, odlar töker Mirî Nigarî meğer
Yâd kılıpdır, yene Karabağ toprağını.
Aşkın kanı Karabağ’dır mekânım,
Bülbül-i şeydâyam, cennet yerimdir.
Evvel başdan Karakaş’tır bostanım,
İndi gülüstanım Karapir’imdir.
Kışın soğuğunda, onca insan, sonu belli olmayan yolculuklara çıkmak mecburiyetinde kalır. Aç susuz, yaşlı genç binlerce Karabağlı, sadece üstlerindeki elbiseyle yola düşer. Azerbaycan içlerine doğru yol alan mültecilerin her birisi ülkenin farklı mekânlarını mesken tutar. Yurtlarından ayrılan insanlar çadırlarda, derme çatma evlerde, bir kısmı da talebeler için hazırlanan tek kişilik yurt odalarında aileleriyle birlikte barınmak zorunda kalırlar. Bu şartlar altında binlerce çocuk artık ömrünün delikanlılık çağını idrak ederken, her geçen gün onlarcası da dünyaya gözlerini açar. Vahabzâde, çadırlarda büyüyen çocuklara seslendiği şiirinde bu dramı şöyle seslendirir:
Çadırda böyüyen on yaşlı körpe,
Hemişe gözleri o yaşlı körpe
Mugan düzlerine çileyir bugün
Yetim “Karabağ’ın şikestesi”ni.
Mugam nâlesine bürüyür bugün
Doğma Şuşa’sının feryad sesini.
Hele görmemişsen doğma yurdunu,
Senin talihinden çaldılar onu.
İsa Bulağının zümzümesini,
Daşaltı çayının şakrak sesini
Eşidib, suyunu hele içmeden
De, nece kaynatdın boğazında sen?
Nebi Hezri de “Karabağ Yolunda” başlıklı şiirinde işgalle birlikte yaz aylarında dağlara kar yağdığını vurgularken, uzun yıllar yurtlarından ayrı kalmanın verdiği hüznün dayanılmayacak hale geldiğini belirtir:
Yay günü dağlara beyaz kar yağır,
Ucalır zirveye ak heykel kimi,
Hesretim derindir, hesretim ağır,
Neyle ölçmek olar göresen gamı?
Çeken de, ölçen de derdi yürektir,
Yüreğe dünyaca dözüm* gerektir!
Mende dözüm yoktur,
El yanında yüzüm yoktur,
Vakitsiz zirvelere yağan kar menem,
Sanıram Şuşa için günahkar menem.
Karabağ halkı 1988’de bir defa daha mülteci durumuna düştü. Bu insanların yüzlerinden eksik olmayan tebessümün yerini artık düşünceli bir hâl almıştır. Kendilerini ziyaret ettiğimiz birçok Karabağlı, o günleri hatırlamak dahi istemezken, bazıları da yurtlarını anlatmaya başladığında başka bir âleme pencere açılmış gibi gözleri uzaklara dalıp gidiyor. Bir kısmı da, hemen her gün televizyonları başında vatanlarının bu güzide yöresiyle alâkalı muştulu bir haber almak için dört gözle bekliyor. Memleketlerine dair güzel bir gelişme duymasalar da kendi topraklarını ekranda dahi görmeleri onları ziyadesiyle heyecanlandırmaya yetiyor.
Famil Mehdi de “Karabağ Şikestesi” başlıklı şiirinde Karabağ’dan geçen Tebrizli bir kardeşine orada gördüklerini anlatmasını ister. Ona, gerçekten Karabağ’dan geçip geçmediğini, geçtiyse, izlerinin nerede olduğunu sorar:
Kardaşım, can kardaşım,
Tebrizli kan kardaşım!
Doğrudan mı söyle sen,
Karabağ’dan geçmisen?
Geçmisen, izin hanı?
Söhbetin, sözün hanı?
Göresen hansı yandan
O gün çıkmıştı güneş?
Belki utanmış zaman
Bakıp ibret dersine?
Belki bu yer küresi
Fırlanmıştı tersine?
Belki başka bir yana
Burulmuşdu han Araz?
Köprü üstte göy otlar,
İlkin tapdanan zaman,
Belki gülümseyirdi
Settar Han’la Neriman?
Niye o gün dünyaya
Çığlık saldırmadım men?
Karabağ’ın en güzel şehirlerinden biri olan Şuşa, Azerbaycan’ın kültür ve sanatında mühim bir yere sahiptir. Tarihî şehir, ilk kurulduğunda Penah Ali Bey’e ithafen “Penahâbâd” şeklinde adlandırılmıştır. Aynı zamanda bu şehre “Kale” de denmiştir. Hasan İhfa Alizade’nin görüşüne göre kalenin adı başlangıçta “Şehr-i Şişe” yahud “Şişe” olarak geçmektedir. Daha sonra Ruslar bu şehre Şuşa ismini vermişlerdir. Şuşa’da göz kamaştırıcı şekilde inşa edilen kervansaraylar, Mimar Kerbela-yı Sefih’in Gövher Ağa Mescidi, Mahalle Mescidi, Kalasaray kompleksi ve diğer binalar Şuşa’yı millî müze haline getirmiştir. Tarihî öneme haiz olan Şuşa’nın zaptedilmesi Azerbaycan halkını ziyadesiyle üzer. Kartal yuvası gibi yükseklerde kurulan şehir, Karabağ Hanlığı döneminde birkaç defa İranlı komutanlar tarafından kuşatılsa da halk şehri çok iyi koruduğundan, İran ordusu Şuşa’ya giremez.
Hanların yurdu olan bu güzel şehrin, son olarak Ermenilerin eline geçmesi insanları hüzne boğar. Şairler, Karabağ’ın incisi Şuşa’nın düşman eline geçmesini kabullenmek istemezler. Sözü edilen şairlerden birisi de Zelimhan Yakup’tur. O, “Şair Çığlığı” şiirinde tarihî şehre olan duygularını dile getirir:
Şuşanı verdiler!” - deyende kardaş,
Işıktan zülmete, dumana düştüm.
Suallar, cavaplar yordu beynimi,
Min defe gümandan gümana düştüm.
Belki ataların kırılıp beli,
Oğul ekebilmir, er verebilmir!
Çaydırıp veteni mükeddesliye
Torpağa kan töküb, ter verebilmir!
Belke anaları gözden salmışık,
Oğul doğabilmir, kız doğabilmir.
Söze hamilelik dövrü kurtarıp,
Milleti ayağa kaldırmak üçün
Şairler ilahi söz deyebilmir?!
Bu güzel şehri eserlerinde ele alan diğer bir şair de Halil Rıza Ulutürk’tür. Şuşa’nın Ermeniler eline geçmesi onu da derinden yaralar. Kötü haberi işittikten sonra rüyasında Han’ın ağladığını, Ermenilerin şehri almasıyla bu güzel yurdun, kanadı kırılan bir kuşa benzediğini dile getirir. İşgal güçleri şehre girdiği sırada Şuşa’nın, yaralı bir insan gibi elini Bakü’ye doğru uzatıp, oradan medet umduğunu ifade eder:
Bu gece rüyama girmişdi Şuşa,
Cabbar ağlayırdı, Han ağlayırdı.
Dönmüştü kanadı kırılmış kuşa,
Karabağ başabaş kan ağlayırdı.
Uzadıb elini Bakı’ya sarı,
Batdıkça günaha - batın deyirdi.
Veten hainleri, yurd satkınları,
Satın, Karabağı, satın deyirdi.
Ocak yerlerinde karalırdı kül,
İsa Bulağından kan fışkırırdı.
Susmuştu Üzeyir, susmuşdu Bülbül,
Düşmen menem deyip boğaz yırtardı.
Çadırlarda kalan binlerce insan yazın sıcağında kışın soğuğunda bu mekânlarda hayat mücadelesi verir. Firuze Memmedli, çadırda verilen mücadeleyi bir şiirinde ele alır. Sözü edilen şiirde, çadırın soğukta sıcakta sığınılan bir mekân olduğunu, yeni kurulan şehirlerin “Çadır Şehercik” adıyla anıldığını dile getirir. Bu mekânlarda hayat şartlarının çok çetin olduğunu, fakat ümitlerin de tüllendiğini ifade eden şair, sıcakta da soğukta da çadırlarda yaşamanın ne kadar zor olduğuna dikkat çeker:
Düz çadır, çöl çadır, biyaban çadır,
Çadır uykusunda yatar şehercik
Yok ayılan çadır, oyanan çadır
Ada, ünvana bak,
“Çadır şehercik”
Sıcakta, soğukta cezadı çadır,
Yağışda, yağmurda kezadı çadır
Yeni ev yerine – yeni bir çadır,
Yeni bir addım da atır şehercik.
Eyilib, dikelmir Karabağ beli,
Şikeste çağırır salamat eli.
Sürünüb ardınca kabristan gelib,
Sabır da, dözümde – katar şehercik.
Savaş halinde olan ülkenin herkesin ihtiyacına bir anda cevap vermesi çok zordur. Bu süreçte mülteciler, hayatlarını idame ettirmek için ağır şartlarda çalışmak mecburiyetindedirler. Birçok mülteci, mecburen, mesleği dışında başka işlerde çalışır. İşte, Neriman Hasanzade’nin duygularını harekete geçiren de, Tuğ köyünden gelen ve oradaki okullarda kırk yıl müdür olarak hizmet veren öğretmen bir çiftin hazin halidir. Müdür Mehmet Bey, mülteci durumuna düşünce bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Eşi de bir hastanede kapıcı olarak işe alınır. Hasanzade, uzun bir şiirinde Mehmet Bey’in dramını anlatır:
Herkes bir bağbanın üstüne düşüb,
Deyirler:
Bağ niye bu güne düşüp?
Üreyin yanmır mı, od tutub yanır,
Budaklar baltasız budanıp gedir.
Niye sulamırsan bağı, bahçeyi,
Bağbansan, bağbanın insafı hani?
Arkı temizleyir, çör çöpü yığır,
İndi de çöreyi bu bağdan çıhır.
Bir işde yüz işin kulpundan tutur,
Gah ondan yapışır, gah bundan tutur.
Hasardan kenarda istehkam kurub,
Bizim Azerbaycan esgeri durub.
Biri vetenini koruyur, fakat
O biri vetenden korunur elbet.
Hasta hastalara hörmet eyleyir,
Memmed müellimdi bağı koruyan,
İri kapıları açıp – bağlayan.
Yüz illik çamlara hidmet eyleyir,
Bilir ki, Başhekim çok nârahatdı
- İşlerin nasıldır?
- Niye, orta hallidir?
Kısa cavab verir, Memmed müellim,
Bakışı suallım, dili mesellim.
Bu yaşda ikinci ihtisas alır,
Belki kaderinden o kısas alır?
İnsan ömür boyu ömür isteyir,
Müellim arada başka söz deyir.
Ömür isteyir ki, o Tuğ’u görsün,
İstemir “cennette” koltuğu görsün.
İsteyir bir defe akıl yaşında
Gidip süfre açsın bulak başında,
Bir de dostlarına hörmet eylesin,
Meni de Bakü’den davet eylesin.
Şiirlerde de görüldüğü gibi Karabağ’ın işgali, Azerbaycan halkının gönlünde derin yaralar açmıştır. Şiire, şaire ayrı bir önem veren Azerbaycan halkı, bu dramatik hadiseyi şairlerin dilinden hisli bir şekilde dile getirir. Şairler, bu güzel yurdun elden çıkmasını çok hüzünlü/ dokunaklı bir şekilde ortaya koyar. Sözü edilen eserlerde genellikle mültecilerin çekmiş olduklar sıkıntılar, yurtlarına olan özlem işlenirken, bazen de Karabağ’ın güzellikleri ele alınır. Şehit yakınlarının sıkıntılarının dile getirildiği de olur. Birçok şiirde de öz eleştiri vardır. Güzel yurdun düşmesinin sebepleri irdelenir.
Hasılı; şairler, çekilen sıkıntıları ve ızdırapları mısraların sırtına yüklemek suretiyle kalblerindeki sıkıntıları bir nebze de olsa hafifletmeye çalışır. Karabağ, işgal altında kaldığı müddetçe, şiirlerde inlemeye devam edeceğe benzemektedir.
Erdal KARAMAN
Şiirlerde İnleyen Yurt: Karabağ
Printable View
-
09-13-2007, 08:23 PMElifŞiirlerde İnleyen Yurt: Karabağ
-
09-13-2007, 08:53 PMmechulasker
ELİF ÇOX SAĞOL ELLERİN DERT GÖRMESİN COX GEŞENK OLUPTU :alqis: BUNLARI OXUYANDA REHMETLİ NENEMİN MENE O GÜNLERİ ANLATMASI YADIMA DÜŞTÜ :cry: :cry: İNŞALLAH BİRAN ÖNCE QARABAĞI GERİ ALIRIZ :dua
-
09-13-2007, 09:02 PMmechulasker
Ermeniler Karabağ’ı yaktılar
Bizim ocağımız yanan,yakılan
Masum insanlara kurşun sıktılar
Her evden yükseldi acı bir figan
Savunmasız insanlardı vurulan
Gözlerimde yaşlar kıpkırmızı kan
Kara yas tutuyor can Azerbaycan
Türk’ü avlamaya örüldü bu ağ
Şu vahşete bakıp utansın bu çağ
Şehitlere mekan oldu Karabağ
Unutamam bunu sözüm kana-kan
Geliyorum dayan can Azerbaycan
Cephanesiz kaldı Azeri Türk’ü
Esarete tercih etti ölümü
Türk’ün dostu Türk’müş herkeste gördü
Aksini söyleyen çıksın meydana
Var mı arka çıkan Azerbaycan’a
Her taraf harabe,her taraf viran
Perişan bir halde can Azerbaycan
Güvenimiz yoktur Batı’lı dosta!
Çıbanın başıdır şu Amerika
İlaç deyip silah saldı uçakla
Ermenistan oldu; silah deposu
Bu silahlar ölüm kustu,kan kustu
Ölsem de vazgeçmem Karabağ’ımdan
Her taşın kaledir can Azerbaycan
Abdulhadi derki; eyy Azerbaycan
Senin düşmanına düşmanım düşman
Ermeni’yi edeceğim bin pişman
Ayrı bedenlerde aynı kanız biz
Hepimiz Türkoğlu,birdir kökümüz
Türkler birlik olsun toplansın divan
Türk’e baş kaldıran toz olur inan
Sen bu halde iken yatmam acıdan
Uyku girmez kıvranırım sancıdan
Sevenin çok senin can Azerbaycan
Canımın içinde Can Azerbaycan
ELİFCİM İZNİNLE BU ŞİİRİ SİZLE PAYLASMAK İSTEDİM
BU ARADA ŞİİRİ TÜRK BİR SAİR YAZMIŞ -
09-13-2007, 09:07 PMElif
Allahın izniyle Karabağ bizim olacak Leyla
Hatta bizimdir bizim kalacak ::aze:: -
09-13-2007, 09:53 PMKerkukGulu
::aze:: Húzúnlú siirler Karabag bizimdir. ::aze::
-
09-13-2007, 10:01 PMcimbom
elif leyla şiirler çok güzel ellerinize sağlık
vede kesinlikle karabağ bi türk toprağıdır bizimdir bizim
kalacak ::aze:: ::aze:: ::yerivar:: ::yerivar:: :alqis: :alqis: -
09-14-2007, 11:23 AMKaRTaNeSii
KARABAĞ BİZİMDİR BİZİM KALACAK,,::aze:: ::aze:: ::yerivar:: ::yerivar::
NE İŞİ VAR TÜRK TOPRAĞINDA ERMENİLERİN ::yeriyox:: ::yeriyox:: -
09-14-2007, 04:02 PMSindy
::aze:: ::aze:: ::aze:: ::aze::
-
09-17-2007, 05:43 PMmechulasker
DUYDUGUMA GÖRE ERMENİLER DAĞLIK QARABAGI ERMENİSTANA BAĞLI AYRI BİR DEVLET YAPMAK İSTİYOLARMIŞ AMA AZERBEYCAN KESİNLİKLE BUNA İZİN VERMİYCEKTİR :(
-
09-23-2007, 11:32 AMcartel
YA KARABAG YA OLUM KARABAGSIZ HAYAT BIZE ZULUM
-
09-23-2007, 11:37 PMGNLqarabagliyam
allah KOYSA QARABAG BIZIM OLCAK VE EHDIMIZ VAR 40 GUN 40 GECE ORDA KANSERT VERECEM...TOY BAYRAM OLCAK AGDAMLIYAM QARABAGLIYAM VE QARABAGLI OLMAKTAN QURUR DUYURAM...
-
09-24-2007, 05:33 PMsafir
YAZI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
KARABAĞ KONUSUNDA DÜNYA İNSANININ FAZLA MALUMAT SAHİBİ OLDUĞUNU SANMIYORUM...........
:aferin: -
09-25-2007, 06:32 PMosmanli800
Yere düşen bayrakların,
Dökülen al kanların,
Şehit olan aslanların,
İntikamı alınacak;
Karabağ bizim olacak!
El ele verilerek,
Osmanlı dirilerek,
Türk birliği kurularak,
Ermeniler sürülerek,
Karabağ bizim olacak!
Türkiyem bir yandan,
Bir yandan Azerbaycan,
Mirasımdır atamdan,
Kan ağlayan esir vatan:
Karabağ, bizim olacak!
Osmanli800 -
10-07-2007, 06:00 PMOlgarHocalı Katliamı hakkında İnsan Hakları Derneği Bildirisi
15 Yıl önce Karabağ'da gerçekleştirilen Hocalı katliamını ve gerçekleştiren soykırımcı Ermeni grupları, bunların arkasında olan dış güçleri, duyarlı bir şair olarak şiddetle kınıyorum. Karabağ Azerbaycan toprağıdır, öyle de kalacaktır. Bir gün mutlaka aklıselim galip gelecek, Ermenistan Karabağ'ı terkedecek ya da terketmek zorunda kalacak, Kafkasya'da barış gülleri sonsuza dek solmayacak bir şekilde açacaktır. / A.Uğur Olgar
____________________________________________
Insan Haklari Dernegi Istanbul Subesi'nce, 1 Mart 2007 tarihinde
yapilan, Hocali Koyu Katliamina iliskin basin aciklamasi:
HOCALI KÖYÜ KATLİAMI ARAŞTIRILMALIDIR
15 yıl önce Dağlık Karabağ'da bulunan Hocalı köyüne baskın düzenleyen
Ermenistan silahlı kuvvetleri'ne mensup askerlerle, silahlı Ermeni
gruplar, 650'i aşkın kadın, çocuk ve sivil Azeriyi katlettiler.
Bugün bile sorumlularının uluslararası yargı önüne çıkarılamadığı bu
katliam, tarihin karanlık sayfalarından birini oluşturmaktadır.
İnsanlık tarihi ne yazık ki, kimi kez sorumluluğu üstlenilen ama çoğu
kez de inkar edilen soykırım, katliam ve pogrom gibi nice vahşetlerle
dolu.
Toplumlar, geçmişleri ile cesur bir şekilde yüzleşmediği sürece, bu
tür katliamların tekrarlanması ve toplumlar arası düşmanlıkların
yaygınlaşması kaçınılmazdır.
Bu nedenle, geçmişle yüzleşmenin zamanı gelmiş hatta geçmiştir. Bu
yüzleşme er geç gerçekleşecektir. Önemli olan çekilen acılardan,
dökülen gözyaşlarından insanlık dersi çıkarmaktır.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak, Hocalı Köyü katliamını
kınıyor, bu katliamın bağımsız araştırmacılar tarafından
incelenmesini ve sorumluların uluslararası yargı önüne çıkarılmasını
ısrarla talep ediyoruz.
Hiçbir katliam cezasız kalmamalı ve gizlenmemelidir.
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
[ -
10-28-2007, 04:54 PMAnel
[b]AZERBAYCAN nazlı diyarım, nazlandıqca nazlanırsan. Bes hanı indi o naz?
Qarabağ isə yaralı quşun, esirlikdə olan -
11-25-2007, 07:30 PMjetokainkarabağ destanı
KARABAĞ DESTANI
Dünya duysun bu sesi, bu ses şarkın sesidir,
Peygamberin övdüğü necip ırkın sesidir,
Bu ses Azerbaycan ıın, bu ses Türk'ün sesidir ;
Bu Ermeni tak etti canımıza tak artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Karabağ’da kan var kan, ağlıyor Azerbaycan,
Karabağ’da karalar bağlıyor Azerbaycan,
Kanlar kanı eritti, çağlıyor Azerbaycan;
Vahşet bu, vahşet dünya, dön başını bak artık
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Dünya, göz yumamazsın bu insanlık suçuna,
Gözünü kan bürümüş, bak ermeni **çine!
Benim diyor girmişte hududumun içine;
Ya bu işe bir dur de, ya aradan çık artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
İşte dünya atlası, Karabağ Türk, bitmiştir,
AGİT de kararında bunu tasdik etmiştir,
Ermeni vatanımı resmen gaspa gitmiştir;
Kâinatın önünde benim alnım ak artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Azerbaycan bir gözdür, Karabağ da bebeği
Yani Azerbaycan’ın tam ortası, göbeği;
Gözüme mi göz dikti bu Ermeni köpeği? ! !
Bu köpek senin dünya, kapımızdan çek artık
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Ben zaten ermeniyi hallerinden tanırım,
Bindokuzyüzonsekiz yıllarından tanırım,
Kanıma batırdığı ellerinden tanırım;
Şart oldu o elleri kökünden kırmak artık
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Plan şu:Karabağ’a önce özerk denecek,
Parlamento, oylama, kahpelikler dönecek,
Peşinden de ermeni Karabağ'a konacak;
Ondan sonra ermeni kök salacak,kök artık
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Dünyayı kandırıyor Ermeni lobileri,
Amerika ve Moskof en büyük abileri,
Lejyonerler yığıyor Fransa gibileri;
Ankara da bu kadar olamaz ahmak artık!
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Karabağ’da kapkara bir destan yazılırken,
Savunmasız insanlar kurşuna dizilirken,
Bebeklerin başları taşlarla ezilirken;
Kimse bana diyemez dişlerini sık artık!
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Genç,ihtiyar,kadın,kız demeden kıyılmakta ,
Kolları kesilmekte, gözleri oyulmakta,
Dalga-dalga semaya feryatlar yayılmakta;
Bir şehidin mezarı bir taneden çok artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Televizyon veriyor, verince bakılıyor,
O mübarek mescitler, camiler yıkılıyor,
Sofrada boğazıma lokmalar takılıyor;
Kardeşlerim ölürken bana hayat yük artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Nerdesin ehli-i İslam; ey Muhammed ümmeti? ! !
Sende mi görmüyorsun, bu zulmü, bu vahşeti?
İşte gün vahdet günü, gerçekleştir vahdeti;
Allah-u Ekber deyip tek yumruk ol, tek artık! ! !
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Müslüman-Türk her zaman vahdetin istekçisi,
Ama şimdi mazlum Türk, çok olur köstekçisi,
Maalesef İran bile ermeni destekçisi;
İslam'ı istismara benim karnım tok artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Türk'ün dostu Allah'dır, İslam'a inanmıştır,
İslamda 'hubbul vatan-minel iman' denmiştir,
Yani vatan aşkını imanla bir anmıştır;
Demedi deme dünya, bana cihat hak artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Konuş dünya, konuş da, sesin duyulsun sesin,
Bir ateşkes tutturdun, nerede ateşkesin? !
Bundan sonra o ateş isterse kesilmesin;
Ateşkesi münasip yerlerine koy artık,
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!
Ermeni vampir gibi kanımızı içecek,
Sonra bir ateşkesle acımız mı geçecek?
Bu rüzgârı ekenler, fırtınayı biçecek;
Ozan Arif diyor ki, yaydan çıktı ok artık! !
Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık! ! ! -
11-25-2007, 07:49 PMAnel
Bəs g
-
11-25-2007, 08:28 PMseva_www
cox gozel..
-
11-25-2007, 09:53 PMAnelSalam seva_www. Əvvəla aramıza xoş gəldin. İnşallah burda yaxşı vaxt keAlıntı:
seva_www Nickli Üyeden Alıntı
-
11-26-2007, 02:18 AMSinemcikRe: Hocalı Katliamı hakkında İnsan Hakları Derneği BildirisiAlıntı:
Olgar Nickli Üyeden Alıntı
Insallah insallah... ::aze:: . Nedense hep Ermeni Soykirimindan söz ediliyor Avrupada, icinde yasiyoruz... görüyor duyuyoruz. Peki Türklere yapilan bu soykirimlar bu vahset ne olacak. Türk halki birazdaha gayret göstermesi lazim. Moda, sosyete pesinde kosmaktansa, bu olaylari dünyaya sergilemek ve ölenlerimizin ruhlari adina gercekleri ortaya cikartmak lazim. Ama kim yapacak?
