Koybolanben kardeşim,
Belli ki, bir inanç sahibisin. Ben inanç sahibi birisinden açıkçası daha 'tuzla terbiye edilmiş' sözler beklerdim, daha Allah inancının uzantısı olan merhamet, bağışlama, lütuf, alçakgönüllük ve sevecenlik dolu sözler beklerdim. Allah, kitapları, peygamberleri ya da dinsel uygulamaları hakkında bilgimizi arttırırken, sanırım işin ruhunu kaybetmemeliyiz.
Biliyor musun kardeşim, bir gözeden (pınardan) hem acı hem de tatlı su çıkmaz, tıpkı bunun gibi, bereket ve lanet sözleri de aynı ağızdan çıkamaz... Oysa yazını bir daha okuduğunda görürsün ki hem bereket sözleri var, hem de lanet... Ayrıca Allah'ın yarattığı insana lanet etmenin de hoş ve Allah'ın nazarında iyi olmadığı açık.
Ve biliyor musun kardeşim... dini bütünlüğün getirdiği o 'ayrıcalıklı hissetme' duygumuzu frenlemeyi bilmeliyiz... İmanın kimde olacağı asla bilinmez... Bu, sözlerimize, söylemlerime ya giydiklerimize bağlı değildir... iman yürektedir ve görülmez... görülmeyen imanı görünür hale getiren ise, zor ve uygunsuz zamanlarda (hatta çok acılı zamanlarda) sergilediğimiz imana dayalı davranışlardır... ya da sadece imanın yansımaları diyelim...
Bence... eğer gönlünden geçiyorsa, kırdığın kişilerden bağışlanmayı dile... Ama bunu yapamam dersen, o zaman Allah'a yönel... yönel ki, O, seni kırdığın gönüller nedeniyle tövbeye yöneltsin. Rabbimiz yolunu aydınlatsın.
AŞK
Printable View
-
03-14-2007, 09:13 PMyeshu
-
04-26-2007, 11:45 AMAhdes
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir" -
04-28-2007, 11:44 AMAhdes
Aşk İki Kişiliktir
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksende sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yanlız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu -
04-30-2007, 01:08 PMLEJYONER34YAKILACAK ADAMIM
YAKILACAK ADAMIM
"İlk ateşi sen yaktın
Son yangın da senden olsun
Senin canın sağolsun..."
Bilmeliydim
Bir sabah çekip gideceğini
Dünyayı başıma yıkıp gideceğini bilmeliydim
Ve sen daha kırmadan bu aşkın kalemini
Ben herşeye eyvallah deyip
Çekip gitmeliydim bu şehirden
Ben yakılacak adamım bu şehirde
Sana böyle yandığım için
Ben asılacak adamım bu şehirde
Seni böyle sevdiğim için
Oysa
Neler öğretti hayat bana
Gülerken ağlamayı
Sırtımdan vurulmayı
Aç susuz yaşamayı
Daha neleri öğretti hayat bana
Bir sana yalvarmayı öğrenemedim
Bir de seni unutmayı
Ben yakılacak adamım bu şehirde
Sana böyle yandığım için
Ben asılacak adamım bu şehirde
Seni böyle sevdiğim için
Sen sahte mutlulukların süslü prensesi
Sen sosyetik barların şımarık sokak kedisi
Sen mutluluğumun korkak faresi
Sen hep aynı gecelerin
Sen hep aynı şarkıların
Sen hep aynı masaların vazgeçilmez mezesi
Senin cirit attığın sokaklarda
Ne gezer aşkın vefanın gölgesi
Çek git artık!
Yaşanmasın bir daha aşkın böylesi
Çek git artık!
Bitsin burada bu aşkın hikayesi
Oysa
Bir yudum mutluluğun için
Yollarına bir ömür serdim
Oysa
Bir gelişin için
Sokaklarına binlerce sabır ektim
Hasretse hasret
Acıysa acı
Uğrunda en kralını çektim
Üstelik yalnız ve tektim
Senin bir taş olduğunu nereden bilecektim
Biliyorsun
Seni bebekler gibi sevdim
Seni çiçekler gibi sevdim
Seni melekler gibi sevdim
Çünkü sen
Tapılacak kadındın(!) bu devirde
Oysa ben
Sana böyle yandığım için
Sana böyle kandığım için
Seni böyle sevdiğim için
Asılacak adamım bu şehirde
Yakılacak adamım bu şehirde
Git git artık...
Güle güle!...
[
[
[ -
04-30-2007, 02:20 PMLEJYONER34
Gerçekten Sevmek
O durmadan kaçıyor;
sen ardından gitmiyorsan;
o günün her saatinde saklanıyor,
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;
o sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;
boşuna aldatma kendini,
onu sevmiyorsun demektir.
Elindeki içki kadehinde,
dudağındaki sigarada ,
okuduğun kitapta,
mırıldandığın şarkıda,
söylediğin şiirde,
gördüğün rüyada
ve yaşaman için
ciğerlerine doldurduğun havada
o yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
onu sevmiyorsun demektir.
Renkler onunla değerlenmiyorsa,
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,
mavi maviliğinin farkında değilse,
beyaz yalnız o giydiği zaman
güzelliğini haykırmıyorsa,
sabahları onu görünceye kadar
güneş doğmuyorsa
ve onsuz gökyüzü geceleri
aya, yıldızlara
hasret değilse
onu sevmiyorsun demektir.
Sokakta gördüğün her yüzde
ondan birşeyler aramıyorsan,
güzel bir manzara,
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
uykudan uyandığın zaman
yaşamakta olduğundan önce
onu hatırlamıyorsan,
omuzlarına dökülmüş saçları,
bir sis perdesinin ardında
her zaman gülen,
ışık saçan gözleri
aklına gelmiyorsa,
durup durup avuçlarının
sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Dünyada yaşıyan öteki insanların
senin için hala bir değeri varsa,
ona karşı tutumunu
toplumun köhne ve manasız
kurallarına göre ayarlıyorsan
ve açık açık
sanki var olduğunu haykırırcasına
sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Yok o senin için
herşeyden değerliyse,
gözünü yumduğun anda
onu görebiliyorsan,
o bütün şarkılarda,
bütün şiirlerde,
bütün resimlerde ise,
ona muhtaç olduğunu
söylemekten utanmıyorsan,
senin içten ve büyük sevgine
karşılık vermiyeceğinden
korkmuyorsan,
bütün bencil duygularından
sıyrılabilmişsen
onun için herşeyi,
ama herşeyi yapacak gücü
kendinde buluyorsan,
her hali sana
ayrı ayrı güzel geliyorsa,
karşısında kendini
bir çocuk gibi hissediyorsan,
istediği anda onun için
ölebileceksen,
onun için yaşıyorsan
ve yine onun için
bildiğin bilmediğin
bütün düşmanlıklara
karşı koyabileceksen,
o her geçen dakika
sende biraz daha büyüyorsa
ve kendi kendine bile
çok sevdiğini bütün
samimiyetinle,
inanmışlığınla
itiraf edebiliyorsan,
bir gün o seni hiç,
ama hiç sevmediğini söylese bile,
senin sevginde azalma olmayacaksa
ve ölünceye kadar onu aşkların
en ölümsüzü ile sevebileceksen;
işte o zaman
onu seviyorsun demektir.
O sana sevmeyi,
gerçek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
O, hiç sen olmasan bile,
seni bir parça sevmese bile...
[
[
[ -
05-16-2007, 07:51 PMAhdes
AŞKIN MEVSİMLERİ
Aşkın İLKBAHARI
Aşık olmak, ilkbahar gibidir. Sonsuza dek mutlu olacakmisiz gibi bir duyguya kapiliriz.Esimizisevmemek aklimizin ucundan bile geçmez.Bu bir saflik dönemidir.Ask ölümsüz gibi görülür.Her seyin kusursuzsanildigi ve tikir tikir isledigi büyülü bir dönemdir bu. Esimiz tipatip bize uygun görünür.Hiç çaba harcamaksizin, uyum içinde dans ederiz ve sansimizin yüzümüze gülmesinin tadini çikaririz.
Aşkın YAZ MEVSİMİ
Aşkımızın yaz mevsimi boyunca esimizin sandigimiz kadar kusursuz olmadigini ve iliskimiz üzerindeçalismamiz gerektigi anlariz.Esimiz sadece baska gezegenden gelmis olmakla kalmaz, hata yapan, bazibakimlardan aksayan bir insan olarak da karsimiza çikar. Sürtüsmeler ve düskiriklikllari belirmeye baslar; yabani otlarin kökünden sökülmesi ve yakici günes altindaki bitkilerin fazladan sulanmasi gerekir. Artık aşkı vermek de, gereksindigimiz aski almak da, o kadar kolay degildir.
Her zaman mutlu ve sevgi doluolmadigimizi görüp anlariz. Bizim ask konusunda düsledigimiz tablo degildir bu. Birçok çift, bu noktaya geldiginde düskirikligina ugrar.Bir iliski üzerinde çalismak istemezler. Hiç degerçekçi olmayan bir tutumla, hep ilkbahar olmasini beklerler. Eslerini suçlarlar ve pes ederler. Askinherzaman kolay olmadigini, arasira siki bir çalisma ve sicak bir günes istedigi gerçegini görmezler. Askin yazmevsiminde, kendi sevgi ihtiyacimizi oldugu kadar esimizin ihtiyaçlarini da doyurmamiz gerekir. Bunlar kendiliginden gerçeklesmez.
Aşkın SONBAHARI
Yaz mevsimi boyunca bahçemize iyi baktiysak, bu sikici çalismanin sonucu olarak hasadimizi aliriz.Güz mevsimigelmistir.Bu altin bir çagdir, zengin ve doyurucu.Gerek kendimizin, gerese esimizin kusurlarinikabullenen ve anlayisla karsilayan daha olgun bir asktir yasadigimiz.Bir sükran ve paylasma zamanidirbu.Yaz boyu siki çalistigimiz için, simdi dinlenebilir ve yarattigimiz askin tadini çikarabiliriz.
Aşkın KIŞ MEVSİMİ
Sonra hava yeniden degisir ve kis bastirir.Kisin o soguk, verimsiz aylari boyunca doga kendini tümüyleiçine çeker, kapanir.Bu bir dinlenme, düsünme ve yenilenme zamanidir.Iliskilerde de çözümlenmemisacilarimizla veya gölge benligimizle yüzlesme zamanidir.Kapagimizin açilip aci dolu duygularimizinortaya döküldügü zamandir.Ask ve doyum için esimizden çok, kendimize bakmaya gereksinme duydugumuz, kendikendine gelisim zamanıdır.
Yaralarin iyilesmesi, acilarin dindirilmesi zamanidir.Erkeklerinmagaralarina çekilip kisladiklari ve kadinlarin kuyularinin dibine indikleri zamandir bu.Askin karanlik kis mevsimi boyunca kendimizi sevdikten ve iyilestirdikten sonra, ilkbahar ister istemez gerigelecektir.Yeniden umut, sevgi duygulari ve olanaklarin bollugu bizi sevindirir.Kis boyu kendikendimizi iyilestirdigimiz ve ruhumuzu arastirdigimiz için, artik yüreklerimizi açabilecek ve askinilkbaharini yasayabilecek duruma gelmisizdir.
-
05-23-2007, 05:16 PMBakuI love you
[
Çox gözeldi :D -
05-24-2007, 11:06 AMAhdes
[
Çok iyi hatırlıyorum. Bir gece uyuyamadım. Gözüme uyku girmedi. Pervanenin, muma şu sözleri söylediğini işittim.
Ey sevgilim! Hadi ben aşığım, yansam da yeridir. Peki ya sen neden yanıyor, niçin ağlıyorsun?
Ey benim biçare aşığım! Benim yanmama, ağlamama sebep nedir bilir misin?
Benim tatlı balım vardı. Beni ondan ayırdılar. Şirin’im haksızlıkla elimden alindi. İste Ferhad gibi tepemden ateş çıkıyor. Gece meclisi aydınlatan ışığıma bakma. İçimi yakan ateşe bak.
Mum, hem bu sözleri söylüyor, hem de sararmış yanağından sel gibi gözyaşı dökülüyordu.
Mum, sözüne devamla pervaneye dedi ki:
Ey pervane! Ey aşk iddiacısı! Aşk, senin için değil. Seninki bir kuru iddiadan ibaret. Sende ne sabır var, ne metanet ve tahammül.
Sen azıcık bir ışık ve ateş gördün mü, hemen yanıyorsun. Ben ise tamamıyla yanıncaya kadar dikilip duruyor, dayanıyorum. Aşk ateşi senin yalnız kanadını, benim ise vücudumu, baştan aşağı yakar.
Sadi de mum gibidir. Dışı parlaktır, ama içi yanmıştır.
Artık gece bitiyor, sabah oluyordu. Peri yüzlü bir hizmetçi gelip mumu söndürdü.
Zavallı mum, dumanı tepesinden çıkarken:
Aşkın sonu budur işte, dedi ve can verdi.
Aşıklığın ne demek olmak istersen anlatayım: Ölmek suretiyle yanmaktan kurtulmak…
Sevgilisi eliyle öldürülen aşığın mezarına gidip de ağlama, bilakis sevinerek şöyle de:
Ne mutlu ona! Sevgilisinin makbulü olduğu için sevgili onu öldürmüştür.
Aşık isen bu dertten kurtulmaya çalışma: yalnız Sadi gibi garazsız, ivazsız aşık ol.
Aşık bir fedai demektir. Nasıl ki, bir fedai gayesine varmadıkça emeline erişmedikçe başına taş ve ok yağsa meydandan çekilmezse, aşık da öyledir.
Ben sana denize açılma demiyorum. Açılacak olursan tufana bile katlan, diyorum
(Gülistan’dan) sadi şirazi -
07-31-2007, 11:23 PMdeste
- [list:1pndaces]
[
İkimizin Masalı
Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
seni yalnız güneşin aklığı
güllerin sıcaklığı ile beslerdim
ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
her sabah kızıllığında yeniden koklamak için
sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,
dağlara, bulutlara, rüzgarlara
elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
dilime destan, yüreğime mühür kazardım
bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için
sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
yaralarını rüzgarın diliyle okşar
güllerin eliyle sarardım
ve seni dağların moruyla gizler
pınarların diliyle seslerdim
kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için
sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde
kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye
ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
çağlayanların sesiyle dinlerdim
her gece ayışığında duygularını okşamak için
sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde
ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
dört bir yana kokular saçar dururdum
her dem aşkın ile sarhoş olmak için
sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
kalbine akardım gece gündüz
senden uzak kaldığımda ağlar dururdum
sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
dönerdim ekseninde durmadan
her sabah, her akşam yeniden buluşmak için
ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım
her dem güzelliğinden sarhoş olmak için
Nuri CAN
.
- [list:1pndaces]
-
08-01-2007, 02:58 AMdeste
- [list:gzhwaayg].
[
Seni Seven Yüreğime Sor Beni
Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
seni düşünüp özlüyorsam, uyuyamıyorsam
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
yağmur olup yüreğime yağıyorsan her gece
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni
Hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni andığımda
ve hiç bir kural tanımıyorsa artık
titreyen yüreğime söz geçiremiyorsam
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni
Seninle gözgöze her geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazım
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
şu deli - divane gönlüme sor beni
Sensiz böyle boynu bükük duruyorsam eğer
kirpiklerimden süzülen damlalar,
ıslatıyorsa yüreğimi her gece.
hep bulutlarda saklıyorsam gözlerini
içime düşüyorsan tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
sesinden başka ses duymuyorsa kulaklarım
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni
Damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir olup doluyorsan kulaklarıma
mavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
ve beceremiyorsam sana aşkımı anlatmayı
beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni
Nuri CAN
[
.
- [list:gzhwaayg].
