oxuyan olmadi teessuuff![]()
8 sonuçtan 1 ile 8 arası
-
08-19-2009, 12:22 PM #1
sevgi hekayesi
Bir Aşk Hikayesi
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar..
Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi..
Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.."anladım" der gibi bir gülümseyişti bu...
Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan "tabi" dedi.. "bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız.."
"Mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu!.."
Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.."
Hayır, aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız "keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl'ın dört satırını okurken..
"Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!.."
Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.."
"O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!" dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
Yıllarca sonra Levent Yüksel'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen Aksu'nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. Aşk "onurlu" olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiğiydi.. Bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti..Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.."
"Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: "Yaaa!.."
Cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün.." dedi. "Bu da sonu onun..."
Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..
"Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!.."
Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
Delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, o delikanlı, bendim!...
Yazar : Hıncal Uluç
P.S. Olmush hadisedir......
Bu qız elə gözəlmiş ki uzaq şəhərlərdən və ölkələrdən çox zəngin, çox yaraşıqlı, bir çox soylu cavan onu görməyə gəlirmiş. Özüylə evlənmək istəyən nə qədər şahzadəs(n)i nə qədər cəngavəri rədd edən gözəl qız kəsləri bəyənməzmiş. Bu vaxt eyni qəsəbədə yaşayan və bu qıza aşiq olan gənc bir cavan da bu qızı istəmiş. Amma qız onu da rədd etmiş. Aradan uzun illər keçmiş. Bizim cavan qəsəbədən ayrılmış. Özünə başqa bir həyat qurmuş. Evlənir uşaqları olur. Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı gözəl, kiçik gözəl qəsəbəyə düşmüş. Orada tanış birinə rast gəldiyində ağılına bir zamanlar o qəsəbədə yaşayan dünyalar gözəli qız gəlmiş və ona nə olduğunu soruşmuş. Yaşlı adam qarşısında gül bağçası olan bir evi göstərərək qızın evləndiyini söyləmiş. Bizimki bir zamanlar hər kəsi rədd etmiş olan qızın yoldaşını çox maraqlanmış. Bir gün gizlənib yoldaşını evdən çıxarkən görmüş. Qızın yoldaşı kök, keçəl və çirkinmi çirkin bir adammış. Üstəlik zəngin belə deyilmiş. Çox maraqlanan adam, yoldaşı getdikdən sonra evin qapısını çalmış. Qız qapını bucağın tərəfindən özünü tanıtmış və niyə belə bir adamla evləndiyini soruşmuş. Qız da ona arxasındakı gül bağçasından ən gözəl gülü qoparıb gətirsə cavabı verəcəyini, bu vaxt tək qaçışlan bağçada irəliləyərkən geriyə dönməməsi olduğunu söyləmiş.
Adam da bunun üzərinə yüzlərlə gözəl gülün olduğu bağçada irəliləməyə başlamış. Birdən çox gözəl sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru əyilərkən bir az irəlidə böyük bənövşəyi bir gül gözünə çarpmış. Tam ona uzanarkən daha irəlidə fövqəladə gözəlliklə qırmızı bir gül qönçəsi görmüş. Deyərkən bir də baxmış ki bağçanın sonuna gəlmiş və məcbur olaraq oradakı bir gülü qoparıb qıza aparmış. Bağçanın ən gözəl gülünü gətirməsini gözləyərkən qız bir də nə görsün, yarpaqları solmuş cılız bir gül. Bunun üzərinə qız adama belə demiş: "Bax gördünmü? Hər vaxt daha yaxşısını tapmaq istəyərkən ömür keçər və sən ən pisinə razı olmaq məcburiyyətində qalarsan. Buna görə gənclik getmədən əlindəkiylə kifayətlənə bilməyi öyrənmək lazımdır."
Bir gun butun insan duyqulari her kesden uzaq ve kimsenin bilmediyi yerde toplanir. bu vaxt "Cilğınlıq" " Gizlen- gac" oynamaqi teklif edir.
"Intriqa sorushur":- Bu ne oyunduki???
- Bizlerden biri gozunu yumur ve milyona kimi sayir o vaxta kimi qalanlarimiz gizlenir.
"Entuziazm", "Eyforiya" ve "Sevic" o qeder sevindilerki "Qerarsiziliq"ida oynamaq qerarina getirdiler. "Apatiya" hansiniki hec vaxt hec ne maraqlandirmir oynamaq istemedi. "Heqiqet" gizlenmek istemedi cunki onsuzda onu her zaman axtarib tapirlar. "Qurur" umumiyyetle dediki bu cox aqilsiz oyundu. "Qorxaqliq" ise risk etmek istemedi.
- 1,2,3........"Cilğınlıq" saymaqa bashladi.
Birinci gizlenen "Tembellik" oldu o tapdiqi ilk dahsin altina gizlendi."Inam" goylere qalxdi."Paxilliq" "Reqabetin" yaninda gizlendi hansiki oz gucu quvvesi sayesinde en hundur aqaca cixmishdi."Yaxshiliq" hec cure ozune yer tapmirdi her tapdiqi yeri oz dostlari ucun saxlayirdi. Dur kimi temiz golde "Gozellik" gizlendi.Aqac govdesindeki delikde "Qorxu" gizlendi."Heyatseverlik" kepenek qanadlarinda "Azadliq" ise kulek axininda "Eqoizm" ise eksine en rahat yerde gizlenmek qerarina geldi."Yalan" okean dibinde gizlendi (eslinde ise o su quyusunda gizlenmishdi)."Unutqanluq" ise........ duzu xatirlamiram harda gizlenmishdi.
He demek "Cilğınlıq" 999999 kimi saydi o vaxta kimi demek olarki hami gizlenmishdi."Sevgi" ise hele ozune yer tapa bilmirdi.ve sonda o cox gozel bir qizilgun kolu gordu ve orda gizlendi."Istek ve Ehtiras" ise vulkan lavasinda gozden itdiler."Aqil" ise fikirleshirdi goresen oynasin va yox
"Cilğınlıq" butun hissleri tapdi amma Sevgiden bashqa. Ve birden gozu qizilgul koluna satashdi."Sevgi"ni orda axtarmaqa bashladi ve gullari terpeddikde ozude bilmeden gulun tikanlari ile "Sevgi"nin gozlerini
yaraladi."Cilğınlıq" ozunu itirdi ne deyeceyini bilmedi. Sonra "Sevgi"ye hec vaxt onu tek buraxmayacaqina soz verdi.ve o vaxtdan "Sevgi"nin gozu kordu "Cilğınlıq" da onun ellerinden tutub ireli aparir.♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥----==-♥°° ♥°°♥montin♥°°♥°°♥suzi333♥°° ♥°°-===----♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)`´•.¸_)♥
-
08-20-2009, 01:13 PM #2
Re: sevgi hekayesi
♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥----==-♥°° ♥°°♥montin♥°°♥°°♥suzi333♥°° ♥°°-===----♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)`´•.¸_)♥
-
08-20-2009, 01:23 PM #3Moderlər
- Üyelik tarihi
- May 2009
- Yer
- Amerika United States
- Mesajlar
- 2.811
Re: sevgi hekayesi
sevginin gözü kordur........
çok güzel ve ordan alınacaklar seyler çox,tşk
-
08-20-2009, 01:27 PM #4
Re: sevgi hekayesi
biyyyyyyyyyyyyy, ne eceb men yaznadan sonra yazdin canisi ?
suzi333 Nickli Üyeden Alıntı
♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥----==-♥°° ♥°°♥montin♥°°♥°°♥suzi333♥°° ♥°°-===----♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)`´•.¸_)♥
-
08-20-2009, 01:33 PM #5Moderlər
- Üyelik tarihi
- May 2009
- Yer
- Amerika United States
- Mesajlar
- 2.811
Re: sevgi hekayesi
dememişem dil çıkarma
montin490 Nickli Üyeden Alıntı
görmemişdim men bunu canım,indi gördüm bağışla

-
08-20-2009, 01:45 PM #6
Re: sevgi hekayesi
Bagislayan Allahdir , men niye bagislamaliyam ki ?
suzi333 Nickli Üyeden Alıntı
bagislamiram sonra?
♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥----==-♥°° ♥°°♥montin♥°°♥°°♥suzi333♥°° ♥°°-===----♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)`´•.¸_)♥
-
08-20-2009, 01:59 PM #7Moderlər
- Üyelik tarihi
- May 2009
- Yer
- Amerika United States
- Mesajlar
- 2.811
Re: sevgi hekayesi
pa bağışlamırsan bağışlama,men bağışlatırım bir sekilde kendimi

-
08-20-2009, 02:15 PM #8
Re: sevgi hekayesi
gorek de
suzi333 Nickli Üyeden Alıntı
♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥----==-♥°° ♥°°♥montin♥°°♥°°♥suzi333♥°° ♥°°-===----♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)`´•.¸_)♥


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile cevapla

Yer imleri