Əsas məzmuna keç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

AŞIK SEFAİ ŞİİRLERİ

  1. #1
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    185

    AŞIK SEFAİ ŞİİRLERİ

    Sen Olmasaydın / Aşık Sefai

    Sensin bu gönlümün yönü mekanı
    Bende ar olmazdı sen olmasaydın
    Ak nergisler sana aksın dağlarda
    Balda sır olmazdı sen olmasaydın

    Dağlardaki güneş doğmaz aleme
    Buluttaki yağmur yağmaz aleme
    Gönlümdeki güzel sığmaz aleme
    Dünya dar olmazdı sen olmasaydın

    Suru sırdan derler suyuma benim
    El eyleyen çıkar toyuma benim
    Elde güzel çokmuş neyime benim
    Gözüm kör olmazdı sen olmasaydın

    Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki
    Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki
    Yaylada çiçekler açar mıydı ki
    Dağlar kar olmazdı sen olmasaydın

    Dostlarım el oldu senin uğruna
    Gözlerim sel oldu senin uğruna
    Sefai'yim del oldu senin uğruna
    Gurbet zor olmazdı sen olmasaydın

    ...........................
    Ayşem

    Kimi annaya ,bellaya ,kimi mariyaya kimide kızıl saçlı nataşaya yazdı oysa ben bir Türk yiğidiyim Türk' e
    sevdalı olduğum için Ayşem sana yazıyorum...
    Ben seni kongoda ölen sevgilisini İstanbul'da arayan teksaslı bir dişi gibi değil,aşk eşittir burjuva güzellerini diskoteklerde arayan zübbeler gibi değil,hele kafalarındaki kirli duyguları nataşa adlı rus kızında sembolleştiririp kızıl ruble arayanlar gibi aramıyorum Ayşem...
    Ben seni; belki bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi... Belki bir Anadolu delikanlısının kaçırmak için güzel Zeynep'ini gecenin alaca karanlığında aradığı gibi arıyorum Ayşem...
    Ama muhakkak bütün iyilikleri bütün güzellikleri bütün özlemleri sende bulacağımı bilerek engin denizin kudurmuş dalgaları gibi önümdeki tüm engelleri aşarak yüce ALLAH'IN izniyle seni arıyorum Ayşem...
    Seni kaybettiğim dünyalarda bulmak istiyorum. O dünya; HZ.FATİH' in kılıcının altın kapması Estergon dönüşünün gönülleri yakması veyahut Tuna'nın bir Itri bestesinde musiki gibi çağlayıp akması olabilir geçtiğim
    yıllardaki parlak aynalar geleceğimi aydınlatır benim bir elim geleceğin MİLLİYETÇİ TÜRKİYE sinde ise YAVUZ 'un beyaz atının yelesindedir öbür elim...
    Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda Ayşem; ne meyhane tezgahları ardında mum gibi
    yanıp sönen kızlarımın gözlerinin karası, ne yoksulluktan ve fakirlikten ölen yiğitlerimin verdiği yürek yarası, nede başı kabak; yalın ayak dolaşan insanımın ciğerlerini hilton gecelerin de içkilerine meze yapıp yiyen kahpelerin ağız kavgası var...
    Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda; bir KURAN,bir KILIÇ ve bir BOZKURT üçünün ördüğü koca bir dünya koskoca bir tarih var Ayşem...
    Tut ki seni karanlığın ta ötesinde bir yere hapsetsinler ömründe güneşi hiç görmeyeceksin; ama ben o güneşi yanıma aldım seni kurtarmaya geliyorum Ayşem...
    Ne sezar, ne hitler, ne posbıyıklı stalin, nede faresuratlı mao; çözemez, çözemez, çözemez senin derdini Ayşem...
    Senin derdini; batılılık delisi sömürge aydınları robert koleji mezunu özgürlük budalaları ve kafalarını çirkin kapitalistlere satmış deve kuşlarıda çözemez...
    Senin derdini Ayşem; senin gibi konuşan, senin gibi düşünen, senin gibi yaşayan, velhasıl kelam bizler ÜLKÜCÜLER çözeriz senin derdini...
    Anamın anlattığına göre Koca Türk Dünyası'nın küçük bir köyünde doğmuşum senin için doktor yada ilaç
    ekmek yada su ne ise benim için MİLLİ DEVLET, KIZIL ELMA ÜLKÜSÜ odur...
    Sen benim için; Kırım' lı Bike, Azerbaycan' lı Aybala, Yerköy' lü Fadime hepiniz bizim için birsiniz. Çünkü
    bizim kanunumuzda akvaryumlu meyhanelerde sevgilinin kömür karası gözlerine şiir yazmak yok biz çoktan erittik ÜLKÜ denen nazlı gelinin duvağında sülün gibi kızların göz bebeğini Ayşem...
    Bizim kanunumuzda geri bıraktırılmış insanımızı, esir milyonlarca soydaşımızı tutsaklıktan kurtarmak için,bu geri kalmışlığa son vermek için birlikte mücadele etmek var...
    Bu; ne benim sana ağlayarak, nede dizlerine kapanarak bir yalvarışımdır...
    Bu; parmakları çelikten, yürekleri Estergon demirinden, yüz binlerce, milyonlarca MÜSLÜMAN TÜRK ÜLKÜCÜSÜ 'NÜN sana durdurulmaz emridir...
    Kendine dön, kendine dön Ayşem...

    Aşık Sefai

    ...............
    Deli gönül

    Verselerde dünya mali istemem
    Seni ister deli gönül hep seni
    Köskü saray neki çali istemem
    Seni ister deli gönül hep seni


    Lokma lokma yutkundugum asimda
    Gündüz hayalimde gece düsümde
    Bir garip sevdadir döner basimda
    Seni ister deli gönül hep seni


    Senin için daglar asar türküler
    Senin için yara deser türküler
    Senin için tutsak düser türküler
    Seni ister deli gönül hep seni


    Yunus'un denizde yüzdügü gibi
    Koyun kuzusuna gezdigi gibi
    Asigin askina yazdigi gibi
    Seni ister deli gönül hep seni


    Yagmur bulutlari döktügü anda
    Daglarin dumani çöktügü anda
    Sabahin günesi söktügü anda
    Seni ister deli gönül hep seni


    Daglara yürürken yörük kervani
    Varligin yoklugun sensin devrani
    Ne istersin diye gelse fermani
    Seni ister deli gönül hep seni


    Rüzgar vursa sari aliç sallansa
    Elmalarin yanaklari allansa
    Ala çördük tadin alip ballansa
    Seni ister deli gönül hep seni


    Kiyametmi kopar murada ersem
    Bagban olup goncalarini dersem
    Nerde el örmesi bir kilim görsem
    Seni ister deli gönül hep seni


    Garip SEFAI'yem gam kapisinda
    Muhabbetim haktir dem kapisinda
    Elif dergahinda mim kapisinda
    Seni ister deli gönül hep seni

    Aşık Sefai
    -Geçme namert köprüsünden, ko götürsün su seni. Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni

    -Kör için altında birdir camda.
    Sana bakan kör ise kendini camdan sanma

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.