Əsas məzmuna keç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

küçük iskender - lilâ

  1. #1
    Azeri.net Sevdalısı Baku - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    41.788

    küçük iskender - lilâ

    içi hava dolu ağır vücutlar yükselirken
    patlayan elektriğin itimat ettiği mahluklar
    suyun döndürdüğü nehrin vals kıyısında
    tığla örülmüş kızlar korosu önünde
    küçük çocuklar pişirecekler acıkmış cinlere
    ve mevsime sözü geçen dolunay
    savurarak rüzgâra ölümün ih(ti)mallerini
    cesedimi yeryüzüne peşin ödeyecek!

    eski caz cinayetinden beri suçsuz tutsağım
    kaç şüpheye ikram edilerek üzüldüm üzüldüm
    mü ay erir de akardı dünyaya tutunup,
    karnı doyan cin artık çocuklara masal olurdu.
    karnı doyan cin artık çocuklara engel olurdu.
    bir postacı gibi gelirdi gece boş bulunup
    kötü haberler yazardı mektuplarda imzasız, ürkütücü
    fazlaca bizden ve esaretten sözeden
    keşfettiği toprak kendisinden
    daha fazla ilgi çeken
    fakir bir kaşiftim o dönmedolap kentinde:
    ilk cin, içi hava dolu ağır vücutlar yükselirken
    içi sonbahar dolu bir sevgili gibi
    karama vururdu!
    yüzümü bir kez sır verdiğim ayna ah ayna
    yüzümü alıp nehre kaçardı, nehir aynada kururdu!

    yalandı küçük çocukları kandırıp benim yediğim
    eğer yüzüyorsam yalnızca derilerini
    üşüyeceklerse bir vedada
    iyi üşüsünler diyedir!

    ve eğer
    leylakların işine son veriyorsa aşk
    taklitlerinden sakının diye!
    mesela o limanın canlı hikâye sarrafı
    mesela o belli belirsiz himaye
    mesela gözlerine kurşun gibi sürülen o bordo
    o ikiz kardeşim ölümsüzlük
    ve nükseden ormanlarım
    ve o nükseden ormanlarımda bir davetsiz bıçakmışcasına
    beden denilen kınından çekilip hayatına saplanan ruhum
    ve o döne döne, tülleri omzuna çekiştirerek gelen rüzgâr
    olsun, sonbaharda gözkapaklarım dökülürmüş, ne çıkar!

    unutulmuş bir meleğin güncelerinde geçmiş adın ilk kez
    sana lilâ demişler sen lilâ olmuşsun
    lilâ rengi bir leopar
    lilâ rengi bir cengâver
    lilâ rengi bir enderun kenti olmuşsun
    sana ölmeye gelmiş sevenler ve bilgeler
    kalpleri kaşık
    fikirleri su;
    bir bedevî diz çökmüş dip akıntılarında
    sana lilâ demişler lilâ diye çağırmışlar
    sen lilâ olmuşsun
    bir lir, bir kemanı, gece olunca kıskanırmış yalnızca

    tanrı her kış başlangıcında
    bir melek kurban edermiş kendine
    sen: elleri mücevher olan
    sen: bakışları vaaz olan
    sen! hep bir başkalarında hep bir başka olan tanım!
    seni severek seni daima ben tanımladım!
    ne samansarısı ne annabel lee ne elsa
    ve eğer senin hakikaten bir adın varsa
    ve eğer senin bir adın olacaksa bundan sonra
    ben bir şair olarak taşıdığım bu şerefli adı

    bir sana bağışladım!

    bir sana bağışladım ben bir sana tasvirimi
    sen o çılgın gibi dörtnala atların sürdüğü faytonla
    cehenneme yetişmek zorunda olan!
    sen o mahşeri tokatlayan güzel orospu!
    sen o kalbimin tekrarı çıban!
    sen o yatağımda üstünde seviştiğimiz çarşafla boğduğum
    zencefil kokan, kekik kokan, pamuk kokan oğlum!

    ne samansarısı ne annabel lee ne elsa
    ve eğer senin hakikaten bir adın varsa
    ve eğer senin bir adın olacaksa bundan sonra da
    ben bir şair olarak taşıdığım bu sefil adı

    bir sana bağışladım!
    bağışla beni çocuğum lilâ!
    bağışla beni!
    hiç değilse bugün, bir sen bağışla!

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.